Belki de sorun çocukluğumda değil de benim yersiz utangaçlığımda

Düşünmüyor değilim bu asosyalliğim neyden kaynaklanıyor diye. Mesela biriyle internette konuşurken hep çok rahatımdır, tüm duygularımı düşüncelerimi söyleyebilirim, çekinmem, nasılsa içimde tutmam gereksizdir onları. Ama gerçek hayatta hiç öyle olmaz, kurgular kurgular dururum söyleyeceklerimi ama söyleyemem, dilim kilitlenir unuturum hemen aklımdakileri, ya da utanırım vazgeçerim. Her şeye rağmen içimde kalır söylemek istediğim onca şey. Hep düşünürüm aklımda şekilden şekile sokarım söyleyemem. Hepsi olmasa karşımdaki telefonu açmaz yine kalırım ben.

Biraz geçmişe dönünce her zaman böyle olmadığımı görüyorum mesela. Aklımdakiler laps diye söyleyen biriydim küçükken, zaten umursamazdım, bilmediğim konularda bile atıp tutabilirdim. Karşımdaki benim yanlışımı gösterse bile yanaklarım kızarır yine de bozuntuya vermezdim. İnsanlarla da iyi anlaşırdım, hani arkadaşlarım oyuncaklarım vardı ya etraftaki herkes beni çok severmiş hep benim arkadaşım olmak istermiş gibi gelirdi.

Büyüdükçe anlıyor tabii insan. Mesela hiç mahalle arkadaşım olmamış benim çünkü mahalle diye bir kavramım olmamış. Memur olmanın zorlukları işte. Bir de hep tek dairelik lojmanlar. Bu 2 yaşımdan 10 yaşıma kadar öyle sürdü, sonra ilk defa bir siteye taşındık. Bir sürü çocuk vardı, park vardı ama ben korkuyordum herkesin arkadaşı var benimle kim arkadaş olacak diye. Bir iki kişi hatırlıyorum ama yine adları kalmamış aklımda, büyük ihtimalle de bana hiç söylememişlerdir adlarını çünkü aramızda bir dialog oluşmadı. Yine de o zamanlar da okulda arkadaşlarımla gayet sıkı fıkıydım, her ne kadar duygularımı onlara söylemekten korkmaya başlasam da.

Sonrası zaten hep hızlı bir taşınma her şey iyi güzel birkaç iyi arkadaş sonra o arkadaşlardan kopma ve sadece sınava hazırlanma derken de yeniden taşınma ve tamamen arkadaşsız kalma, her ne kadar arkadaşım gibi görünselerde arada hiçbir etkileşim yok sonuçta. Sonra yine okul değiştirmeler filan. Şimdi arkadaşım var gibi görünüyor ama kimin kalıcı olduğunu anlayamıyorum, hepsi bir parlayıp bir sönüyor. Belki de sadece Sena ve Alperen var arkadaşım olarak, kırk yılda bir görsem de samimiyeti kesmeyenler.

Her zamanki gibi düşünüyorum ben de. Acaba annem gece gündüz çalışmasaydı da beni sürekli altın günlerine götürseydi, işsiz güçsüz gezip alışveriş yapsaydık ben de öyle büyüseydim nasıl olurdu, sosyal bir insan olur muydum? Ya da sürekli taşınmak yerine hep bir şehirde, bir evde yaşasaydım o zaman köklü arkadaşlıklarım olur muydu, insanlarla hemen samimiyet kurabilir miydim? Çünkü birine alışmam için en az 6 ay gerektiği zaman ayrılmak da daha kötü oluyor hemen alışmak zorunda kalmak da.

10 yorum:

  1. Beni anlatmışsın yahu sen? Babam öğretmendi ve ordan oraya taşınıp duruyorduk ben liseye gelinceye kadar. Hatta ben 8. sınıfa kadar 4 okul değiştirdim. Çoğu çocukluk arkadaşımı hatırlamam bile. Arkadaşlığın ne demek olduğunu, bir insan için ne denli öneme sahip olduğunu çok geç öğrendim. Şimdi bile pek öyle arkadaşım yok, 3 yakın arkadaşım, yalnızca 2siyle doğru düzgün görüşebiliyorum, bir de çok yakın sevgilim var :)

    Etrafında kuru kalabalık olacağına hayatında 3-5 yakın arkadaşın olsun yeter ama insanın davranışları koşullara göre değişebildiğinden kimin çok yakın, kimin gerçek arkadaş olduğunu da pek rahat anlayamıyor insan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mecbur olduğu için yanında olan değil de yanında olamasa da sana ilgisini kaybetmeyendir belki insana gerçekten yakın olan :)

      Sil
  2. bu çekingenlik zamanla gidicek. sonra çekingen hallerine şaşırıcaksın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O günlerin gelmesini heyecanla bekliyorum o zaman :D

      Sil
  3. Loretta, buranın tasarımı mı değişti bana mı öyle geldi?
    Yeni siteme beklerim bu arada... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siteyi yeni açınca baya bi tasarım değiştirdim ama hepsi 2-3 gün içinde oldu :)

      Sil
  4. Merhabalar canım,
    Bloğunu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da beklerim. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, ben de bloguna bir uğrarım :)

      Sil
  5. "Biraz geçmişe dönünce her zaman böyle olmadığımı görüyorum mesela. Aklımdakiler laps diye söyleyen biriydim küçükken, zaten umursamazdım, bilmediğim konularda bile atıp tutabilirdim"

    Çocuk olmanın, küçük olmanın koşulu zaten bunlar :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de büyüyünce gitmese bu özellikler çok güzel olur :D

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~