Doyamadım yazmalara

O kadar içim yanıyor ki bir şeyler yazma isteğiyle. Deminki atarlı ergen tavırlarımdan sonra bile sönmedi içimdeki istek. Yarın İstanbul'a gidiyoruz diye havalara uçabilirim aslında :D Ama henüz bunu yapmayacağım çünkü babam araba dururken neden uçakla gidelim dedi, bunu daha önce demiştim galiba, ve ben o yolu nasıl kaldıracağım onu da merak ediyorum.

Beni araba tutmaz, zaten memur çocuğu olunca da küçükken uzak illerden memleketlerime hep sekiz saati aşkın araba yolculuklarıyla ulaşırdım. Ama babamın şiir kasetlerini sevmezdim yolsa, zaten garip bir tarzdı, şiir-şarkı belli değil, o adamları da seslerine benzeyenleri de sevemedim bir türlü. Halbuki babamda bir sürü kaset var, Sezen Aksu kaseti de gırlaymış ama çalmamış, çalsaymış ya. Ama sonunda bizim yaşlı arabamızdaki kaset girişi bozuldu ve dinleyemez olduk, şehirler arası yolda da radyo çok iyi çekmiyor zaten, araba sessiz kalıyor. Tabii ben mp4'ümü almayı düşünüyorum, umalım ki babam yolda şarkı söylemesin :P

Velhasılıkelam ben önümüzdeki on gün boyunca bloga giremeyecek gibiyim ama yanıma defterimi almayı, başıma -her ne kadar olanaksız dursa da- ilginç bir şey gelirse bloga yazmak için aklımda tutmayı ihmal etmem. Eh, çok yorum yapan okuyormuş gibi görünen olmasa da olan canlarım yeter gibi bana, yetsin en azından ♥

Ne yazacağımı bilemiyorum ama o kadar dolu ki içim, kötü bir doluluk değil, sahip olmadığı birini terk etmiş birinin hissettiği anlamsız doluluk da değil, neşe ya da hüzün yok, garip bir göz açılması, her şeyi sahiplenme, her şeye doyma isteği var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~