Kısa kısa 1

Bir şeyler yazmayı ne kadar sevsem de yazılarımda sürekli yakınmayı, dert yanmayı sevmem. Çünkü dert yanmayı bıraktığın zaman içinde oluşan o boşluk insanı dert bulmaya yöneltiyor gibi geliyor. İki yıl önceki blogumda o kadar çok şey yazmıştım ki. Yazılarımın yarısı sebepsiz dertlerimle yarısı da artık dert yanmak istemememle alakalı bir şeydi. Sonra o hayatımda olmaya başladığı zaman dertlerim azalmış gibiydi. Yazacak bir şey yoktu, içimi dökecek dert gibi gösterecek bir şey yoktu. Zaten pek atraksiyonsuz yaşamımda da öyle uzun uzun anlatıp da blog haline getirebileceğim bir şey yoktu. Ağlamayı kesmiştim hem, neredeyse bir ay hiç ağlamadığım olmuştu. Garip işte.

Bu yıl o blogumda gerçekten çok az yazı yazdım, blog tutmayı yeni arkdaşlar edinmeyi gerçekten çok özledim ama her türlü sanal ortamımdan uzaklaşmış gibiydim. Çok sevdiğim arkadaşlarım forumumuza girmiyordu, orası işlevini tamemen yitirdi. Ardından bilgisayarı sık sık açmamaya başladım. Bilgisayarı açmayınca da duygusal patlamalar yaşadığım zaman her an elimin altında olan onlarca çok sevdiğim defterimden birine içimi dökmek bilgisayarı açmaktan kolay geldi. Hatta minik minik cümlelerle defterimi twitter-facebook gibi de kullanmaya başladım. Çünkü tanıdığım insanların duymasını istemediğim ama tanımadığım ama beni olduğum gibi seven insanların duyup algılayıp yorum yapmasını istediğim o kadar çok şey var ki.

Kimsenin beni yargılayamayacağını düşünmem gerek burada yazarken. Çünkü gerçekten kimsenin umrunda değil benim sürekli melankoli yaşamam ya da mutlu olduğum zamanlarda buradan uzak durmam. Çünkü insanlar beni okumak zorunda oldukları için ya da benimle dalga geçmek zorunda değiller, sadece burada oldukları için buradalar ve ben burada olmalarını çok seviyorum.

Dün Antalya'dan yengem ve kuzenlerim geldi. İnsanlarla sözel olarak samimiyet kurmakta zorlansam da galiba iyi bir başlangıç oldu çünkü insan akrabalarını özlüyor. Aslında ben daha çok korkuyordum ya konuşacak bir şey bulamazsam filan diye ama öyle olmadığını gördüm, başbaşa iki kişi kalınca zor oluyor ama birden fazla kişi olunca karşımda bir şekilde oradan buradan sohbet açılıyor. Dün sahura kadar babamın dizi aşkı sağolsun hep beraber Prison Break izledik. Galiba babam da kışın izlediği bir sürü dizinin acısını bizimle beraber dizi izleyerek çıkarıyor, düştüğü boşluğu az buz anlayabiliyorum.

Eh, şimdilik görüşürüz sevgili blogcanlarım.

2 yorum:

  1. loretta mail adresini verirsem sevinirim önemli bir şey söylemem lazım :)

    YanıtlaSil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~