Sıradan ağlamaklı anlar

Anlatacak bu kadar şey yokken bir şeyler yazmak istemek, yazmak için çırpınmak da acınası oluyor. Ha bir de etrafta bir sürü insan olunca da yazmaya zaman ayıramamak kötü oluyor.

Mesela dün gece basit bir sebepten sonra ağladım, sonra aynaya baktığımda bir kez daha ağlayınca dudaklarımın ne kadar da çirkin göründüğünü fark ettim sanki ruj sürüp taşırmışım gibi kızarıp şişiyor. Kuzenime bunu saha önce söylemiştim tıpkı da söylediğim gibi göründüğünü söyledi ve güldük, ardından yengem güzel güzel konuştu benimle beni anladığını büyük kuzenimin de öyle olduğunu filan anlattı, ki o kuzenimle de oldukça ortak noktamız var zaten. Sonra sen hangi burçsuz böyle duygusalsın diye konuya girdiler ardından da kuzenim telefondan açıp hepimizin burçlarının özelliklerini filan okudu öyle eğlendik.

Bir Milyonerin İlk Aşkı diye bir Kore filmi varmış, ben daha önce izlemeye başlamıştım ama yerım bırakmıştım, neden yarım bıraktığımı da hiç hatırlamıyorum. En başta kuzenim söyleyince hatırlamadım ama konuyu duyunca "aa ben bu filmi izlemeye başlamıştım galiba" gibi bir şeyler oldum. Hadi izleyelim dedik, internetten bulup açma kısmı baya zahmetli oldu ama yaşasın yeni aldığım hdmı kablo diyorum, o olmasa minnacık ekranda izlemek zorunda kalırdık. Küçük kuzenim ertesi gün teyzesinin oğlunun kınası olduğu için başka şeylerle uğraşıyordu biz de izlemeye başladık, tabii yengen karanlık ve gece olunca filmi izlerken uyuklamaya başladı sonra da gidip yattı. Filmin başları sıradan zengin kız fakir oğlan olayları olacak gibi gösteriyordu, o da biraz tuttu gibi ama filmin sonuna doğru çocukla ve ailesiyle ilgili bilinmedik gerçekler açığa çıktı *spoiler alert* kızın filmin sonuna doğru onu küçükken terk eden annesini bulması ve onunla konuşması bana oldukça acıklı geldi, gösyaşlarımı tutamadım.

Film bitince gözüm yaşlı da olsa bi rahatlama ve kötü olmayan bir film izlemenin verdiği huzurla, zaten ağrıyan gözlerimin de biraz dinlenmesi gerektiği düşüncesiyle uyumaya karar verdim ama benim yatağımda babam yatıyordu (kendi çok güzel yatağı varken neden hep benim ya da abimin yatağında yatmak ister anlamış değilim, bence benim kendi yatağım dışında her yatağı yumuşacık bulma özelliğim babamdan gelmiş olabilir, başka açıklama göremiyorum da) o yüzden ben de annemin yanına sokuldum.


Akşam ben ağladığım için annem de üzülmüştü, annemi çok seviyorum hatta biraz haksızlık gibi duruyor ama kimi daha çok seviyorsun deseler annemi derim herhalde, babam çok tatlıdır sevecendir ama annelerin hali bana göre başka oluyor. İyi ki annem babam ver, onlar olmasa ben dayanamazdım, özellikle bu duygusallığım ve mızmızlığımla onlar dışında kimsenin bana bu kadar uzun süre katlanabileceğini düşünmüyorum.


Annemin yanına yattığımda elini tuttum. Uyurken yanımda bir insan olunca ona dokunmayı sarılmayı hiç olmadı elini tutmayı severim, hiç olamadım o ay ben sarılmayı sevmem dayanamam insanlara tiplerinden olamadım. Küçükken de arkadaşımla kaldığımızda kol kola girer uyurduk, çok eğlenceli gelirdi bana.

Uyumaya çalışırken birden yine duygulandım ve istemsizce ağlamaya başladım, hıçkıra hıçkıra ağlayasım geldi ama ağlayınca zaten nefes almakta zorlanıyorum. Arkamı dönüp uyumaya çalıştım neyse ki çok ağlamadan uyuyabilmeyi başardım, sabah da yengemin ve babamın reçelleri nasıl kavanozlayacaklarına dair kavgasıyla uyansam da annemin onları susturmak için kalkmasıyla kahvaltıya kadar uyuyabilmeyi becerdim.

Galiba ben normal normal şeylere üzülüp ağlarken asıl dertlerim aklıma geldiği için ağlamamı kesemiyorum, insanları daha fazla üzüyorum. Derdim de dert olsa gocunmam. Geçen yaz her türlü konuştuğumuz, mutlu olduğumuz halde bu yıl bana mesaj atmamak için çırpınması üzüyor beni, sıkıcı geliyor, "koyuyor" de denilebilir galiba. Sonuçta sırf benden uzak kalmamak için telefonunda az para olduğu halde günlük internet paketi almışlığı da var minnacık sıkışık anlarında bile beni aramışlığı var, birden bire ya da yavaş yavaş benimle ilişkisini adeta kesmiş gibi olması ve konuşmayı saçma gördüğünü söylemesi canımı acıtıyor. Ve buna rağmen aramızdaki her şeyin gayet normal gittiğini düşünüyor, bir de ben zaten her şeye üzülen biriymişim.
"Kitap okusana bana" diye mesaj attım uzun süre cevap gelmeyince de "Anladığım kadarıyla bu hayır demek" yazdım, yine cevap vermedi ve bir süre sonra sadece "İyi geceler" yazdı. Aramızın bu kadar açılması garip geliyor, düşüncelerimi ve duygularımı ifade ederken çekinir oldum, mesaj atarken bile bir çok kere düşünüp öyle atıyorum. Bu ilişkinin gidişatı beni gayet üzüyor, ama ona dayanamıyorum.

4 yorum:

  1. O ufacık bir şey yüzünden bile ağlama bu aralar benim de sık sık başıma geliyor bulunduğumuz dönem itibariyle diyip geçiştiriyorum işte.
    Ayrıca bence erkek arkadaşınla da konuş için içini kemirip sessiz kalmak zor gelir insana ya. :( Açık açık rahatsızlıklarını dile getir bence,umarım her şey yoluna girer. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dile getirmeye çalışıyorum ama geçiştiriyor o, ben de üzülmeye devam ediyorum ama bir şekilde sonu gelir umarım :)

      Sil
  2. Minnacık şeylere ağlamak benim de guzel becerdiğim işlerden biridir. Her ağlama seansından sonra kendime kızarım ama.
    'O' nun davranışlarına üzülüyorsun. Açık açık anlatsanız aranızdaki sorunları. Belki her şey daha güzel olur.
    Üzme kendini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzmemeye çalışmaya çalışıyorum galiba. Denerim :)
      İki gündür biraz daha iyi gibi, daha doğrusu bir buçuk gündür dinlendiğimi hissediyorum. Gerçekten her şeyin güzelleşeceğine dair umutlarım var.

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~