Sürekli ölüyorum, birinin beni yaşatması gerek




Sıkıntılıyım, çok sıkıntılıyım ve her gün daha fazla boğuluyorum.
Okul başladığında o kadar da kötü olmayacağını düşünmüştüm. Ne kötü olabilirdi ki alt tarafı birazcık ders (berbat bir ders programı ve 7'de çıkıp 16.20 gibi anca eve gelmeler) ve ders çalışma programları (20'ye kadar dışarlarda kalmalar), her gün aynı insanları görmek (ve bir süre sonra çok sevdiğin insanlarla bile aşk bitermişçesine arkadaşlığın zayıflaması sürekli stres ve gerginlik), aynı insanları dershanede de görmek (ve orada da göbek bağınız beraber kesilmiş gibi davranmadıkları zaman sebepsiz alınmalar, hiç tanımadığın insanlarla sınıfta yalnız kalmalar)... Parantezlerle devam edemiyorum, olumlu şeyler göremiyorum. Her gün yeniden ve yeniden ölüyorum, müziksiz-dizisiz-kitapsız geçen her saniyede ruhum sıkışıyor ve zırıl zırıl ağlamak istiyorum. Ruhum bedenimde sıkışıyor. Kurabileceğim hayaller kalmıyor, ilgilenecek başka bir şeyim olmadığı zaman feci derecede başım ağrıyor.

Dershane bu sene saat altıya kadar sürüyor, daha da ölüyorum. Eşit ağırlık sınıfına geçmeye karar vermiştim dershanede, ama pişman olur muyum bilmiyorum, başta iyi gibiydi filan çünkü hep Zey vardı yanımda ama bugün Buju'yla eve gittikleri için yalnız kaldım koskoca sınıfta, hem de sınıfın en salak yerinde. Normalde orta sıranın en arkasında oturuyorduk, bugün sıraları öne çekmişler ne sağa sola bakıp insanı dikizleme imkanı var ne telefon karıştırma. Hey bi de tenefüste yandaki çocukları dinliyorum zaten kendini bi halt sanan her lafa atlayan bi çocuk var o en sevdiğim sanatçıları sayıp da asla dinlemem bunları dediği zaman boğazlayasım geldi, Zey nefret ediyordu çocuktan ama benim öyle duygularım yoktu, şuan onu parçalamak istiyorum. Zaten sol yandaki çocuk da sapık gibi bakıyor dalga geçiyor filan bi ara gidip "açıkta bir yer mi gördün lan ne bakıyorsun hıyar" demek istiyorum, ama ilk baktığında el sallamıştım ne bakıyon diye, galiba o anlamadı.
Neyse ki Sena bizim dershanede de arada bir yanıma geliyor, yoksa iyice fıttıracağım.

Okulda yapacak hiçbir şey yok, dersler de o kadar sıkıcı ki matematik dersi dışında hiçbir şey yapasım gelmiyor. Matematiği de Aytüş'e sorup biraz biraz öğrendim o kadar. Okul hayatım hiç böyle ıstıraplı olmamıştı. (Direk buraya atlamışım bu nasıl bir içimde tutmadır ya..) Unutmam gerek. Mesaj atmıyorum. Atmamam gerek. Bi de çevreci olmuş galiba. (Eliş'in twitterından baktım ona da, ha ha) Neyse bari bi ağaca adımı filan koysa, ya da ağaç beni hatırlatmaz ne bileyim karpuz olsun filan, belki portakal ağacı da olabilir.
Hala onu seviyorum ama o bambaşka bir şehirde süper bir okulda ve galiba inek olmuş.

Ben de okuldaki bunalımların arasında Dexter'a devam etmeye karar verdim, iyi geliyor ama Dexter'ın sevgililerini ve beynini ayrı ayrı becermek istiyorum bazen. Yine de adam öldürmesi çok tatlı kalp. Sonunu da biliyorum zaten ama izlemesi güzel.

Evde olmayı çok seviyorum ve hiç çıkmak istemiyorum, tabii ki de evlerinde sürekli küçük kardeşleri olan arkadaşlarım beni anlamıyor ama yatağımda bulduğum huzur başka bir yerde yok.
Ama benim okulda yaşadıklarıma kesin bir çözüm bulamam gerek, yoksa bu iş böyle gitmeyecek.

2 yorum:

  1. Okul bazı zamanlar insanı gerçekten boğuyor. Okulda geçen her gün diğerinin aynı. Bir de hafta sonu dershaneye gidenler yandı yani. Benim hiç değilse hafta sonlarım var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah keşke benim de hafta sonlarım geri gelse

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~