Neden hep ağlıyorum, kendime hissettirmeden

Kızdığım şeyler var aslında. Mesela "çıkmak" kavramı. Ben kimseyle çıkmadığım için galiba. Ben (eski)sevgilimle hiç çıkmadık, o bana öyle bir şey sormadı, ben de. Çünkü garip geliyor. Nereye çıkıyoruz ki? Tek seferlik ilişkilere çıkmak deniyor galiba. Çıkarsın, sinemaya ya da yemeğe gidersin, sonra ayrılırsınız ve birbirinizi aramak zorunda değilsinizdir. Çünkü rahat olan budur. Bense hiç beceremem öyle şeyleri, biri hayatıma girdi mi tam girsin isterim. Arasın, mesaj atsın, konuşalım, canımız sıkıldığında birbirimize gelelim. Arkadaş ya da sevgili fark etmez.

En iyi arkadaşımsa bana hep gönül eğlendirmenin "sevip-bırak"manın normali ve sağlıklısı olduğunu savunuyor. İnsan üzülmüyor, ayrılınca kin tutmuyormuş. Ama ben onun sevmek dediği şeyin benim bildiğim sevgi kavramına uymadığını biliyorum. Çünkü şuan sürekli dalga geçtiği bir kızla çıkmayı düşünüyor, çünkü kız ona feci derecede yazılıyor. Bense tabii ki onaylamıyorum. Sebebi kızın alt tabaka insanı olarak nitelendirdiğim düzeyde olması değil (bu nitelendirmede bana ait sadece, gerçekte insanların öyle komik boşluklarda olabileceğine inanmakta zorluk çektiğim için öyle diyorum, gerçekten alt tabaka olduğu filan yok kızın, ırkçı-ayrımcı-aşağılayıcı bir insan değilim), kızı gerçekten sevmemesi. Hani "elimizdekiyle yetinelim" filan diyor ya deli oluyorum. İnsanlar nasıl böyle rahat olabiliyor. Hani seversin anlarım, ama sevmediğin birine gereksiz değer vermek ve sonra canın sıkıldı diye köşeye atmak? Film gibi geliyor bunlar bana.

Bunlar olunca o tür şeylere alışmış kızlar üzülmez belki, o erkekler için zaten sorun yoktur. Ama böyle büyüyen insanın aşka inancı nasıl devam ediyor? Birkaç yıl önce derdim, çocukken yani "Aşka inanıyorum ama ben asla aşık olmayacağım." diye. Aşık oldum mu? Bana öyle geliyor. Arkadaşım olmadığını söylüyor. Çünkü bu aşk değil fazla uzatmalı sevgi kategorisiymiş. Ben niye bunlara çok takılıyorum? İnsanların rahatlıklarını mı kıskanıyorum yoksa acıyor muyum?

Bir tanecik öteki arkadaşımsa bundan üç yıl önce çıkma zart zurtlarına tamamiyle son verdi ve kısmet kısmete, aşık olan filinta gibi çocuklar sürekli peşinde. Yani arayınca bulunmuyor, kendinden eminsen gözün hiçbir şey görmüyor, gerçek aşk gelene kadar bekleyebiliyorsun demek ki.

Ben çok mu aceleci davrandım? Ama bugün Alpi'yle konuşurken "He yav he he" dedim ve bana aynen onun gibi konuştuğumu söyledi. Bir "he yav he he"den ruh eşinizi bulduğunuzu düşünebilir misiniz? Ben düşünmem, ama yine de bana bunu söylediği için Alpi çok acımasız. Zira özlediğim kişilere benzediğim iddia edilmemeli.

Ben bu gece çok sarhoşum demek istedim, ama tdk öyle olmadığımı söylüyor, her neyse ben sarhoş kelimesinin zıt anlamlısıymışım bugün, bugün çok düz dudaklarım, gözlerim ıslanmadan ağlıyorum.

Galiba bana mesaj atan kimse olmayınca böyle hissediyorum.

2 yorum:

  1. Cem Adrıan'ın bu sarkısına bayılıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normalde coverlarını kendi şarkıları kadar sevmem ama bu şarkı gerçekten harika :)

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~