Kısa Kısa 9

Aslında şu bilgisayarı açmaya üşendiğim iki günde anlatacak o kadar şey oldu ki, hepsini anlatmak için kelimelerimi o denli toplayamıyorum, ama dün sabahtan beri öylesine rahatladım ki, böyle olsun böyle devam etsin istiyorum, mutlu  oluyorum.

Malum perşembe günü Cem Adrian konseri vardı, aynı zamanda da okulda etüt ve veli toplantısı vardı. Okuldaki etütten kaçmak için gittik hocaya istediğiniz kadar ders çalışalım da bırakın konsere gidelim dedik, insafsız kadın 4 saat ders çalışın dedi, he dedik, tamam dedik.

Konseri anlatmak istiyorum, ama anlatmaya sözlerim yetmez. Her şey o kadar güzel görünüyordu ki öyle. Bir de sürekli patlayan flaşlar ve yanımda oturan kızın telefonunun ışığı olmasa her şey daha da mükemmel olurdu. Cem Adrian'ın şarkı söylediği zamanki tavırları, aralarda söylediği bir iki cümle bile bize göre etkileyiciydi tabii. Tekrar gelirse tekrar gitmek istiyorum, o üniversiteliler arasında ne kadar da liseli kalmış olsam da hep gitmek istiyorum.

Tabii konserden çıktım, babam da beni bıraksın diye bahane üretip onu veli toplantısına yollamıştım, arayınca geldi aldı beni. Ama girer girmez başladı sen sınıfın en kötülerindenmişsin de en sondan ikinciymişsin de sen nasıl tmciymişsin dli anlatımdan edebiyattan çok yanlışın varmış da... (Ben o sırada ygs'den bahsediyor zannediyorum iyice üzülüp triplere giriyorum, adam işlemediğim konulardan olduğumuz sene içi denemelerden bahsediyormuş sonra öğrendim) Ben de sesimi yükseltip her zamanki gibi başladım sen niye benim kararlarıma saygı duymuyorsun gibi cümlelere. Tabii ben konuşmaya başlayınca benim çeşme misali gözlerim de durmadı, onlardan da yaşlar akmaya başladı.

-Bu sırada kahramanımız kaldırımın araba park etme bölgesinde sereserpe uzanmış bir kedi görür ve ölmüş diye düşünür, onu ezmişler diye düşünür. Ben burada bağırıyorum orada kediler ölüyor ne kadar da iğrenç bir dünya diye hayıflanır. Ertesi gün bunu en az 100 kere söylese de kimsenin umrunda olmaz.-

Eve gidince de bağır bağır dolanıyorum ben "bunlar ne biçim öğretmen ben hiç bu kadar çalışmadım ki bööğğ böğğ" Babam da bana zorla meyve yedirmeye çalışıyor, babamın bir bu yönünü anlamıyorum iki mandalina portakal soyuyor ama sen seversin diyor yemeyince de küsüyor. Yahu ben orada ağlıyorum ne yemesi ne meyvesi ya? Sonra annem geldi de ben boş boş konuşurken hem kendi yedi hem bana zorla yedirdi.

Ertesi sabah güne yorgun ve kızgın başlıyorum, arada gözlerim doluyor. Okula gittiğimde yemekhaneye bizim kızların yanına gittim, gece okulda kalmışlardı. Malum işte -nasılsın -kötüyüm -aa ne oldu -şöyle böyle faslı derken ben yine ağlamaya başladım ama bu sefer bi ağlamışım iyi ağlamışım gibi oldu çünkü susamadım ilk ders boyunca ağladım, bir de ben öyle ağlayınca "ayy ağlıyorum lavaboya gidip elimi yüzümü yıkayayım kendime geleyim" insanı da değilim, ağlayınca başka şey yapmak istemiyorum.

-Bu sırada kahramanımıza erkeklerden biri laf atar, ama kendisi duymaz. Akşam en iyi arkadaşından öğrenecektir ve bari ağlayan insan gördükleri sırada öküzlük yapmasalar diye hayıflanacaktır.-

Sonraki ders müdür yardımcımız Zey ve beni yanına çağırdı. Sonra da benim tüm kafa karışıklığım ortadan kalktı. Babam gitmiş hocalara "bu kızı tm'den vazgeçirin sayısalcı olsun" demiş, bana da ikili oynuyormuş. Müdür yardımcısı da dedi ki "sen babanı ikna et". Ben de ondan sonra böyle bir huzura kavuştum tüm gün gülümseyip kelebek gibi dolandım ortada. Tabii gözleri kırmızı bir kelebek, ama o da neden sonra geçti.

Çıkışta şırıl şırıl yağmur altında Zey'le dershaneye gittik, tabii ben tamamen mahvoldum yağmurdan eşarp mı dersin surat mı dersin, ama bence Zey öyle ıslak saçlarla çok şeker görünüyordu, bence bunun sebebi saçlarının kıvırcık olması. Hayatımda ilk defa hocaya soru sorma amacı ile dershaneye gelmişim ya, güzel güzel sordum sorularımı, sonra gittim üstümde ne vardıysa dershanenin kaloriferine astım. Çay aldık oturduk içtik, birkaç kızla muhabbet ettik. Çıkışta da sağolsun Zey'in babası bizi eve bıraktı. Evde de annem bana makarna yaptı, akrabalar geldi, çay içtim,  yatağımda oturup bulduğum herkese mesaj attıp ama herkes aynı anda cevap verip aynı anda gidince ben yine uyudum, ama bir güzel uyudum. Aslında hayat buradan bakınca pek güzel canım.

Yine uzun uzun bir kısa kısa yazdım, alışkanlık olmasa hepsinin adını değiştireceğim. Şimdilik hoşçakalın kediciklerim~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~