Mor Mürekkep bitti (kitapların üstüne söz söylemeli mi)

Yazmışım, anca yazmışım bu ay ben, baya yazmışım ama nazar değmesin.
Yazmakla kalmadım, baya da okudum demek isterdim ama 3 kitap daha. 3 yeter mi? Yetmez. Ama ben bugün Mor Mürekkep'i bitirdim ve Göz'ü neredeyse yarıladım. Mühim olan kitabın güzelliği, gerisi kendinden geliyor zaten.

Mor Mürekkep'te altını çizdiklerim, ten rengi bir kalemle:

*
Aşktan bahsettik, aşkı tanımıyorduk. Öldük, ölmüyorduk. Sadakatten söz ettik, sadakati bilmiyorduk. Sevdik, aslında sevmiyorduk. Aldık, veriyorduk; verdik, alıyorduk. Söz yerini buluyordu sadece, iyi düşünüyordu, ...
(-18)
*
Söylemesek ölürdük.
İnanmadan söyledik, yine öldük.
(-18)
*
Öyleyse? Yaşayan yazmaz ve ölen de yazmaz. Ölmemek isteyen yazar. Ölmeyi bilmeyen. Ölmeyi beceremeyen.
Bir "yazar" atık "yazamaz" olduysa,
Bilin ki ya sahiden yaşıyordur.
Ya da sahiden ölüyordur.
(-25)
*
Onun için çizip dururuz altını okuduğumuz satırların, bizden sonra okuyacaklara bir sesleniş: Bak senin için çizdim altını şu satırların. Bak!
(-93)
*
...kayıp bir cennetin hatırlamasıyla acı çekiyoruz.
(-104)
*
138. sayfanın sol kenarına karalanmış "çok güzel"
*
Ve ölümü tadacak olmanın garantisi, tatmayacak olmanın tahayyülünden ne güzel.
(-148)
*
Hasret varsa bir yerde mutlaka vuslat da olmuş olmalı.
(-151)
*
Niye bazı kimselerin yokluğu, varlıklarında ummadığımız kadar büyük bir boşluk bırakıyor içimizde.
(-215)
*
Güller ve Dikenler (219) çok güzeldi. Kitabı kapatmadan yüreğimize iyice işlemek için sanki.

Sonra, kitabın en sonuna iliştirdiklerim:
Bitti?
Nasıl bitti?
Tekrar bitmeli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~