Gece, gündüz, oda

Bu da böyle bir yazı olsun diyerek başladığım bir yazı, yine söz bambaşka yerlere gidip gelicek, bambaşka konular açılacak.

Sap olmakla hiç derdim olmadı ama insanı aylarca mesaj atmayan arkadaşları rahatsız edip de "ay sevgilime hediye aldım ama bizim eve gelse evdekiler yanlış anlar size gelse olur mu" diyince bir sinir olmuyor değil. Bu çocuğun başka arkadaşı yok mu? Var hem de düzine düzine var, var ki bana hiç ihtiyaç duymuyor. Hatta zamanında kendisi demişti "senden sıkılıyorum" türevi bir şeyler. İnsanlar çok yüzsüz diye düşünüyorum. Hem benim sevgilim de bana çok güzel bir hediye almıştı yani ne var hatta çok sevmiştim hediyesini, sonra hediyesi bozuldu, sonra biz ayrıldık, aman.

Aslında benim anlatmak istediğim bir şey daha vardı, annem dışarıdaydı eve geldi, babam ve anneannem de yok ben de annem çay koyarken gittim mutfağın ortasına çöküp bağdaş kurdum, öyle  olur olmadık yerlerde yere çökmeyi seviyorum. Sonra;
Ben: Neden bizim küçük tatlı bir odamız yok?
Annem: Ne yapacaksın küçük tatlı odayı?
Ben: Küçük küçük tatlı tatlı otururuz.

Bi de şunu anlattım; ben küçükken hep düşünüyordum bir odam ya da terasım olsa, yerlerini tamamen çimen görünümlü halıyla kaplasam, duvarlar masmavi olsa, bir de üstüne bulutlar çizili olsa... Hatta bunları anlatırken aklıma geldi güneş şeklinde de bir lamba asılabilir, ya da iki ışık olsa güneş olanı açınca tamamı parlasın güneş olsun, gece de ay olanı açalım sadece ay şeklinde parlasın.
O odaya rengarenk minderler atılır çay demlenir sohbetler de edilir, olmadı ekose sofra bezleri serilir piknik yapılır, çok canın sıkılırsa top oynanılır komşular rahatsız edilir, benim aklıma bu kadar geliyor ama daha neler neler yapılır o kadar tatlı bir oda olduktan sonra. Benden tavsiye biraz paranız bir de odanız varsa böyle bir şeyler yapın.

Yazdıklarıma uydun resim bulamadım ama bu şarkıyı deminden beri dinliyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~