Hastayken rüyalarım hep iç açıcı değildir

Niyetim çok romantik bir yazı yazmaktı buraya gelirken. (Yazmıyorum görüldüğü üzere.) Çünkü sabah yapabildiğim tek şey saniyede 52647 defa öksürmek ve burnumu çekmekken zar zor hazırlanıp okula gitmiş, ilk dersten sonra hocayı bulup yazılıyı bugün yapmayacağını öğrenmiştim. E madem öyle dedim aldım çantamı eve geldim, henüz sabah olmasına rağmen doğru düzgün kahvaltı yapamadığım için tavuk but ve pilav yiyip uyudum.

Tavuk buttan mıdır sıcaktan mıdır bilmem ama çok çok garip rüyalar gördüm yine, rüyamda köpek yavrusu yavrusu vardı. Köpek yavrusu yavrusu fare boyutlarında ve bir çekirge gibi hızlıydı, ben de o yüzden onu çekirge ya da fare sandım ve babama onu öldürmesi için bağırmaya başladım çünkü ben hoplayıp zıplayan yaratıkları sevmem. Babam da onu öldürdü, sonra fark ettik ki öldürdüğü şey KYY'ymiş, ne kadar da üzücü. Tabii rüyanın bu kısmının güney afrikalı fare ve KYY yakalamayı seven bir arkadaş edindiğim kısmı var onu atlıyorum. Çünkü rüyalarım çok ben bunu giriş olsun diye anlattım öteki kısma geçiyorum.

Bu rüyamda sahildeyim ve bu sahil İstanbul'da, ama ben hiç öyle bir sahil görmedim. Mevsimlerden sonbahar olsa gerek, deniz çok dalgalı etrafta suyun kıyısında tepişen arkadaşlar var. Ben orada Buju'yla olduğumu düşünüyordum ama birden Zey'le otobüse binmeye karar veriyoruz, otobüse binip akbili basıyorum ama çantam dışarıda kalıyor, ben de koştura koştura gidip çantamı (ama o çanta benim çantam değildi, benim çantam gri o siyahtı, bence o abimin çantasıydı) alıyorum ve otobüsü yakalayıp biniyorum. Tam otobüse binerken eski sevgilimi görüyorum ama eski sevgilim eski sevgilim değil, hani rüyada olur ya odur ama o değildir öyle bir şey. Çünkü o rüyada aslında orada değilmiş ben halüsinasyon görüyormuşum gibi de daha doğrusu hani o yıllar yıllar önce o otobüse binmiş inmiş ben de otobüse binerken onun indiği zamanı görüyorum. (Oha oha oha, diyebilirsiniz ama öyleydi yani, yaklaşık bir 4 yaş genç görünüyordu ki biraz daha genç görünse yok olurmuştu) Söylemeden de geçmek istemedim bunun beyazlı mavili çizgi çizgi mi deniyor neyse işte öyle bi hırkası vardı ondan tanımıştım. (Ama sinir oldum, çünkü şuan "gerçek hayatta" bana sevgili ayarlamayı reddediyor, bence bana bunu borçlu) (Hayır, gerçekten istemiyorum, sırf onu sinir etmek için mesaj atıyorum)

Ben öteki rüyama tekrar döneyim ki o rüyalar aynı mı değil mi emin değilim, ben çarşıdayım ve halamı arıyorum sonra Zey ve G.'yle bir markete giriyoruz, markete girer girmez babam da giriyor onunla karşılaşmış oluyoruz. Sonra etrafa bakınırken çok güzel eski görünümlü (galiba ikinci el) bir masa-dolap takımı görüyorum, salon için olanlardan. O kadar tatlı bir kahverengisi var ki, üstelik üstünün kenarlarında mavi çizgiler var ama çok güzel bir mavi hani her bir şeysi güzel, gerçi bizim salon takımına uymuyor ama babama alalım mı diyorum babam da olur diyor çok seviniyorum.

Bu rüyaların hepsinin ayrı ayrı psikolojik tahlilini ve bunları görmeme sebep olan olayları yazabilirim, daha da ayrıntıya ve başka rüyalara da girebilirim. Ama bu yazıyı okumanızın sebebi aslında neden romantik bir yazı yazamadığımı anlamanızdı, hastayken hiç romantik olmam ben, hatta insanlara çirkef çirkef bağırırım.

İyi rüyalar kediciklerim~

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~