Nedenler lazım

Ve bu dönemki "ben çok çalışıcam, tüm kitaplarımı bitiricem, seneye de sınavda derece yapıcam" hevesim sadece iki buçuk gün sürebildi.

Okul başladığından beri tüm tatilde çalışmadığım kadar çok çalıştım, hatta bugün 8 dersin 6'sı nasılsa gereksiz diye bir geometri bir matematik çözdüm durdum. Ama bende bir baş ağrısız, bir hadsiz stres baş gösterdi. Bugün de akşam evdekilere çattım ve ağlamaya başladım. Bu ağlama "Ama anneannem mantı sevmiyor!"dan başlayıp "Bazen intihar etmek istiyorum, daha doğrusu intihar etsem ne olurdu diye merak ediyorum. Ama intihar etmem çünkü intihar edersem cehenneme giderim."e kadar devam etti. Gözlerim şiş, yüzüm yanıyor gibi bir his var (ama bu his ağlamadan önce de vardı), yine de güzelim diye kendimi avutuyorum.

Benim şöyle bir sorunum var, okulda ya da dershanede mis gibi çalışabiliyorum, hatta etrafta (cırlamaları saymazsak) ses olsa da çalışıyorum. Çünkü çalışırken etrafımda bilgili insanlar olması bana güvence veriyor. Çözemediğim en ufak soruda Buju'ya çözdürebiliyorum. Ama ben hocalara soru sormaktan çok aşırı çekiniyorum. Ben abime her soru sorduğumda "bunun neresini göremedin salak mısın sen" gibi şeyler dediği için hocaların o şekilde ifade etmeseler bile aptal olduğumu düşünmelerinden korkuyorum. Evde de çalışamıyorum çünkü bir tane soruyu bile çözemesem bu sefer kendimi aptal gibi hissetmeye başlıyorum, arkadaşlarım bu kitabı bitirdi ben daha ilk konudaki soruyu çözemedim diye hayıflanıyorum.

Ve ben bu insanların hiçbiri gibi çok iyi bir okulda okuyayım, çok parası olan bir meslek edineyim, hem insanlara da faydalı olsun tabii işim, bir de İstanbul'a yerleşirim diye düşünmüyorum. Ben sadece okumak istiyorum. Okumak okumak okumak. Tonlarca şey öğrenmek istiyorum ben, ama istediğim şeyler. Beğenmediğim kitapları yarıda bırakabileyim istiyorum. Beğendiklerimi zaman kalmadı diye raflara kaldırmak değil. Bana yetecek kadar param olsun cebimde yeter. İnsanlar da istemiyorum çevremde. Mesela internetten tanıştıklarım yeter, bir iki arkadaş, bir de sevgili. Ailem zaten hep var. Daha kimi isteyeyim ki? Üstelik ben kalabalık şehirlerde, elimde telefon konuşup/mesajlaşıp yürürken insanlara çarpmak ve bir özür bile dilemeden içimden içimden yavaşlattığı için söylenmek istemiyorum. Kalabalık caddeler, yüksek binalar, pahalı sinemalar istemiyorum. Minik tatlı bir şehir, hatta ilçe, belki de insanların yazlık niyetine kullandığı yörelerden, her mevsim çok güzel olan havasının kıymeti bilinmeyip ıssızlaşan... Benim istediğim o.

Peki ben istediklerimi elde etmek için örneklerdeki gibi mi olmak zorundayım?

Peki benim bu hayattaki amacım ne olacak?

Sadece devam etmek isterken, ve istediklerimin o kadar zor olmadığını bilirken neden strese giriyorum?
Niye ben ağladıklarımla yetinmeyi bilmiyorum?


Bu çalan şarkı.

Bu da gülelim diye.

2 yorum:

  1. Biliyor musun, ben de üniversite sınavına hazırlanırken çok benzer şeyler hissediyordum. Burada bilmişlik yapmak değil niyetim, bık bık konuşmak istemiyorum. O zamanlar nasıl bir ruh halinde olduğumu da çok iyi hatırlıyorum. İnsanlar tıp, mühendislik diye paralanıyordu, benim çok düşük puanlı bir bölümdü hedefim. İstediğim okulu ve bölümü kazanacağım garantiydi yine de çok stresliydim. Ağlıyordum, mutsuzdum, baş ağrıları çekiyordum.

    Kesinlikle nasihat vermek derdinde de değilim, daha fazla konuşmayacağım, nasihat dinlemekten de nefret ederim. Sadece bütün bunları pek çok insanın yaşadığını bir kez daha hatırlatmaktı niyetim.

    Bir de, şarkı çok güzelmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nasihat gibi algılamadım. Yaşadıklarımın normal bir şey olduğunu duymak beni mutlu ediyor, hiç yoktan birilerinin benimle empati yapabilmesi güzel.

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~