Bir öyleyim bir böyle

Gündüz benim kadar neşelisi yok, sonra akşam eve geliyorum ve *bum* birden sessiz ve içi daralan bir insan oluveriyorum. Mesela bugünkü gibi.

Aslında sabah en az 11'e kadar uyumayı planlıyordum, oldukça geç yatmıştım. Ama sabah annem nöbetçi olduğu için uyanmışlardı ve beni de kahvaltıya çağırdılar, annem ve babam evden çıktığında ben anca kahvaltı yapmaya başlamıştım, kahvaltıdan zaten birkaç çeri domatesi, salatalık ve çok çok az boyutlarda peynir yiyip kalktım. Aslında benim amacım uyumaktı ama baktım uyuyamıyorum bari banyo yapayım dedim. Çıktığımda Elif aramıştı. "Gülnur hoca beni çağırdı sen de benimle gel" diye anladım ama meğersem Nur hoca çağırmış, tabii benim Nur hocanın dersine girmişliğim filan da yok ama yarım saat içinde saçlarımı kuruttum, kıyafetlerimi ütüledim, giyindim, çantamı hazırlandım, neyse ki babam beni gideceğim yere kadar bıraktı. Nur hoca çok tatlı bir kadın ve bize çok iyi davrandı "civcivler" diye sevdi bizi. Onun yanından ayrıldığımızda saat daha 12'ydi ve benim dershanemin başlanmasına daha iki saat vardı. Aslında eski sevgilime yollamak için İstanbul'dan kartpostal almıştım ama onları da evde unutmuştum, yani yapabileceğim bir aktivite yoktu. Boş boş birkaç yer gezdikten sonra aklımıza bir fikir geldi. Dün gece Ata'yla 3 yıldır aynı sınıfta olmamıza rağmen ne kadar az anımız olduğu hakkında konuşmuştuk. Neden daha fazla anımız olmasındı? Beraber bir çay içseydik? Ama kabul etmezdi... Yine de niye sormayaydık ki? "Elifle dışarı çıktık, sen de gelsene çay içelim." "Hani hiç anımız yok, bir sürü anımız olsun. Ne bileyim işte of." tabii ben bahane filan bekliyorum, bir "evdeyim çıkamam" bekliyorum, "Geleyim" beklemiyordum. Ama cevap "Geleyim" oldu. Tam anlamıyla oha filan oldum. Sonra acaba Alperen'i de mi çağırsak diye düşündük, ama Ata zaten Alperen'i yanında getirmiş. Hayatımda ilk defa gece gündüz beraber olmadığım arkadaşlarımın yanında çenem düştü. Hatta Alperen günün sonunda "senin sohbetin güzelmiş" diye şaşkınlığını belirtti.

Ama günün en güzeli olayı Ata'ya oje almak için pastele gitmekti. Alperen içeri girmek istemedi, aslında Ata ve Eliş de girmek istemedi ama ben onları zorla peşimden soktum. Tabii içeri girmeden önce Ata ona aldığımızı kimsenin bilmemesini istedi. Ama bu konuda gerçekten kötüyüm. Şöyle bir sorun vardı ki oradaki ojelerin hiçbiri güzel değildi. Halbuki ben kendiminki gibi bir Flormar M02 bulmayı umuyordum, hayal kırıklığına uğrayıp şuan markasını hatırlamadığım siyah bir oje ve aseton aldık. "Siyahtan başka renk istiyor musun?" "Ben ne bileyim bana almıyoruz ki." "Aseton ister misin."
İnsan arada bir arkadaşlarıyla oje almaya gitmeli. Tabii daha çok oje çeşidinin ve daha bilgili görünen satıcıların olduğu bir yere.

Dershaneye geldiğimde dersin yarısı geçmişti ve çok üşüdüğüm için karnım ağrıyordu. Zey sadece 3. derse gireceğini söyledi. Ben de 2. dersten sonra baktım olmuyor teyzemlere gittim. Oradan da eve işte. Saatlerdir bu yazıyı bitirmeye çalışıyorum ama bir türlü bitmedi gitti. Son paragraflar o yüzden hemencecik geçiverdi.

Şarkı olarak da size Mirekelam'dan Tavla'yı hediye ediyorum.
Bu bitince de gidip Bir Fotoğraf Çekinebilir Miyiz'i dinleyin.

6 yorum:

  1. Giris bolumun bnm sıkca yasadigim bir durum :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke her yerde bizimle gelse neşe

      Sil
  2. Animiz yok diye ani edinmek ne guzeeel bir seydir oyle :)

    Seni dinledim bi fotograf cekinebilir miyiz'i de dinledim. Cok iyi oldu :)

    Gelgitler de hep oluyor be Loretta... Ben bi aralar evde buyu muyu olduguna inanmak uzereydim. Sonra anladim ki gunessizliktenmis :) Gunese cikinca geciyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fotoğraf çekinebilmek için çerçeve hediye eden bir insan olarak, anımız yoksa anı edinelim de çok mantıklı bir fikirmiş gibi düştü aklıma :)

      Bizim ev de hiç güneş almıyor kesin ondan. Mesela dışarısı günlük güneşlik, sabahları servis beklerken akşamları eve gelirken neşe doluyorum, eve bir bakıyorum kapkaranlık, yorgunluk çöküyor içime.

      Sil
    2. O ne tatli bi fikirdir oyleeeee! Su anda agzim iyice yayildi :D

      Bak gunes sart. Cudden gunes girmeyen eve doktor giriyor. O soz cok dogru... (tabi dogru olacak onca yildir taptaze duruyor)

      Sil
    3. Annem doktor, eğer eve güneş girerse annemin gitmesi mi gerekir :P (Aslında iğrenç sayılabilir bir espri anlayışı)

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~