İstanbul Gezisi / Bol resimli

Üç günlük gezi o kadar o kadar hızlı geçti ki nasıl oldu bitti hiç anlayamadım, hatta ilk günü neredeyse hiç yaşamamış gibiyim. Yürümelere, etrafa hayranlıkla bakmalara, deniz konusuna, ucuz pazarlara, sokaklardaki her tarz insana doyamadım ben.

Gizli bol bol fotoğraf çekip bloga koymamı istemişti, bazıları öteki kızlardan, onlardan alırsam da koyarım, şimdi kendi çektiğim fotoğrafları koyup altına küçük bilgilendiremeler koymayı düşünüyorum.

Siz uzun uzun fotoğraflara bakın :)

Bu gezide benim için en zevkli şeyler:
Arkadaşlarıma bir sürü hediye almak,
Ikea'da kaybolmak,
Kız kulesi manzaralı yürüyüş yapmak,
Bol bol çay/kahve içmeye vakit bulmak,
Kısa süre için de olsa yengemle görüşebilmek,
Çarşamba pazarına gidebilmek,
Sarı şemsiye almak
oldu :)
Böyle güzel bir fotoğraf çektiğimi şimdiye kadar
fark etmemiştim.

Onca sarı lalenin içinde bir tane pembe görmek hepimizin ilgisini çekti.
Birisi de bana çiçek pazarından sarı laleler alsın istedim.

Aslında biber turşusunu tercih ederim ama herkesin
ortasında hıçkırıklara boğulmak istemedim.
Salatalık turşuları da oldukça güzeldi bence.

Benim beceriksiz telefonumla o gece karanlığında böyle
güzel bir fotoğraf çekebildiğime şükrediyorum.
(Kız Kulesi'ne gidemedik, artık bir dahakine, en olmadı sevgilimle.)

Bu da arabada giderken ve telefonla çekilen bir fotoğraf,
ama her şeye rağmen güzel görünüyor.

Bizim buradaki D&R'da hiç böyle güzel şeyler yok.
Batman'i ve arkadaki 2 DC Comics ansiklopedisini almamak
için zor tuttum kendimi, ama parama ihtiyacım vardı.

Sabah çok yağmurlu görünüyordu, biz de yol üstü şemsiye
aldık. Ben sarı alalım istedim. Yetmedi, üstüne bir de
"How I Met My Ted" esprisin de yaptım.

Pierre Loti'ye çıkmamızın tek sebebi.

Bu da şemsiyemin ardından İstanbul manzarası.

Yüzük güzel de parmaklarım pek çirkin çıkmış sanki.
Zaten yüzük sıkmış mı ne olmuşsa iki gündür hala ağrıyor parmağım.

Her yerde çay içebilirim,
bardağı da pek tatlıydı, kahve çekirdekleri olsa da~

Bu kedinin peşinden de çok koştum ama bir elimde çay
bir elimde fotoğraf makinesi zor oldu.

Bir şemsiye taşıma yolu olarak da çantaya asma da denenilebilir.

Deniz analarını çekmeye çalıştım ama pek belli olmuyor galiba.

Bu fotoğraftan çok, bu fotoğrafı çekerken çekildiğimiz
fotoğraf güzel. Adeta kalpli ve telefonlu titanik.

Bir ara deniz coşagelip dalgalanmaya başlamıştı ama
yetişememişim galiba.

Bu da İstanbul'da vakit bulup okşayabildiğim tek kedi oldu.
Pek tontiş pek tatlı bir şeydi.

10 yorum:

  1. kedicik üşümüş ama =(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle gelse ısıtırdım onu, ama çöktü kalkmadı yerinden. Rahatsız olmuş gibiydi, çok sevmedim. Zaten fotoğrafını çekerken millet garip garip bakıyormuş gibi geldi utandım ^^''

      Sil
  2. Yaaa İstanbul'u deli gibi özlediğimi anladım bir kez daha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 3 günde doyamadım, bir gün İstanbul'da olup bir başka gün denizsiz kalmak içimi acıtıyor.

      Sil
  3. Eğlenceli bir gezi olmuş sanırsam. Ben sarı şemsiyeni çok sevdim :) Bir de seni mimledim Lorettaaaaa

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sarı şemsiyem defolu olsa bile ben de onu çok seviyorum :)
      En kısa zamanda yapıcam ki mimi ^.^

      Sil
  4. Anladığım kadarıyla güzel ve mutlu bir gezi olmuş. Senin adına çok sevindim. :)

    Fotoğraflarda çok güzel olmuş. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklediğimden daha iyi geçen bir geziydi :)

      Sil
  5. İstanbul'un insanları biraz insanlaşa bilse çok güzel bir yer. Ama ben uzun süredir sırf insanlıktan dolayı küsmeye başladım bu şehir. Çok güzel bir geziniz olmuş, sanki yurt dışına çıkmış gibi :), buna sevindim. Galata'nın kenarında bir çaycı vardı oradan çay içeydiniz keşke :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezi süremiz oldukça kısıtlı olduğu için az yer gezebildik. Bir daha İstanbul'a gidersem bulmaya çalışırım o çaycıyı :)

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~