Buruk bir gülüşte

Hep aynı şarkılar olmadan melankolik yazılar yazmaya geldim belki de. Ama acelem var çok sürmez. Hani hep mutlu olduğumuz zamanlarda aklımızda "acaba"lar yer edinir ya, e biliyorum onları engelleyemeyeceğimi. Madem dedim öyle oluyor, ben de yazayım bir şeyler boşa gitmesin, yoksa ben iyice garip bir hal alacağım.

Artık aşık değil miyim diye düşünüyorum. Böyle düşünüyorsam demek ki değilim. Belki yeniden aşık olurum demiştim, belki doğru olan başkasıdır, bu yanlışları görmek içindi, bir denemeydi, asıl sınava daha girmemişimdir, ona girince denemelerden daha yüksek net yaparım belki. Ama o da öyle değişmiş işte. Başkasına da aşık olunmuyormuş hemen öyle. Hayat hemen vermiyormuş insana istediklerini. Ben ne sesimi bulabiliyormuşum ne sessizliğimi. Bilmiyorum ki aşık olmadan nasıl yaşar insan. Kurabiyelere aşık oluyorum bazen, bazen kitaplara, bir iki şarkıya, güzel gülen insanlara... Liste uzuyor uzuyor, bitiyor mu bitmiyor mu bilmiyorum, belki de uzay gibi sürekli genişliyor. Bazen aşık olmayı istiyorum, sonra yine kendi kendime konuşuyorum, derdin ne ağlarsın yine. Ama alışkanlıklardan kolay kolay kurtulunmuyor.

Unutmak başka bir şey ya. Aşık olmamak unutmak değil galiba. Önceden aşık olduğunu bilmek garip olan. "E ne oldu şimdi?" hissi, öyle durup dururken aklına birden gelen "Ne yani bu kadar mıydı?" sorusu. Sonra işte takvime bakıyorsun, ayın 18'i, her ayın bu günü böyle mi olacak diye düşünüyorsun. Olmayacağını biliyorsun, ama her yılın o günü olacağını biliyorsun, dudaklarında gülümseme ama gözlerin ağlamak istemiyor gibi bakıyor filan. Çok öyküsel, belki masalsal, hatta beceriksizce yazılmış basit aşk kokulu romanlardan bir kare gibi. Düşünüyorsun, takvime bakmayacağını anlıyorsun. Günler öyle geçerken, pastalar, kurabiyeler, sınavlar, hepsi gelip geçerken bir de her gün hangi gün olduğunu düşünmeyeceğini biliyorsun. Dün ayın 19 olduğunu bilmesen bugün aklına bile gelmezdi 20'si olduğu.

Bi de şu ölüm takıntın var? Nereden geldi bu ölüm merakı sana? Otobüste giderken acaba kaza yaparsak ne olur düşüncelerinden farklı sanki. Niye merak ediyorsun karşılaşmaman gereken şeyleri. Ölüm insan doğasının bir parçası, ama korkutucu olmalı aynı doğa gereği, merak uyandırıcı değil, yanlış bazı şeyler, öyle bakma. Sigara, alkol, uyuşturucu tamam, zararlı. Ölüm de zararlı. Yasak. Ama kendisi gelene kadar değil. "Araba çarpacak." "Sorun değil." ne kadar da olmaması gereken bir diyalog değil mi, yaşatma bunları insanlara. Ya da boşver. Yazma nolursun bu paragrafı. Nasılsa bir gün öleceksin de. Şimdi ölme, lütfen, öğren yaşamayı.

Aslında benim gitmem gerek, geç kalacağım yine, ne giyeceğimi de bilmiyorum. Siz şarkı dinleyin, siz bana bir şeyler söyleyin, okuyayım mutlu olayım, ders çalışmadığım için üzüleyim, dolabım ne kadar karışık odam ne kadar dağınık diye düşüneyim, siz bana bir şeyler söyleyin sevineyim güleyim, hatta buruk buruk güleyim. Akşam da eve gelip Deep'in blog yazılarımızı nasıl yazıyoruz mimini yazayım.

Görüşürüz kedicikler~


Aşk Bitti - Jehan Barbur

Ben genelde Ezginin Günlüğü'nü tercih ediyorum, ama hakkını yiyemedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~