Mim 9 / Öykü

Yağmurlar geliyor bulutlarla, nisan yağmurları. Kim bilir ne kadar çok yer dolaşmış o su damlaları. Şimdi bizi ziyaret etmek için geliyorlar. Ben amaçsızca yürürken bu sokaklarda, bir kedi atlıyor yan evin penceresinin pervazına, belki de gözüne kestirmiş orada gördüğü tatlı japon balıklarını. Pencereden uzakta keyaki bonsaisiyle uğraşan yaşlı bayan korkuyor hırslı kediyi görünce. Sonra birden beyninin ışıkları yanıyor. Kedi yese balıkları, balıklar kedinin midesinde tutsak olur. Ama şimdi de tutsak balıklar, camdan minik akvaryumlarında. Her gün uçsuz bucaksız suları özlüyorlar. İçi sızlayan kadın yaklaşıyor pencereye, bir kediye bakıyor bir balıklara. Kaptığı gibi akvaryumu içindeki suları döküyor akan yağmur sularının arasına. Balıklar karışıyor sulara, sular karışıyor kanalizasyonlara. Onlar artık japon değil kanalizasyon balığı. Gülümsüyorum balıklara.

Sokak hala akıp gidiyor. Sokak nisan yağmurlarıyla ıslanıyor. Dönüyorum ilk aradan sola, işte bir park var önümde, oynayan yüzlerce çocukla. Bulduğum ilk yarı boş banka oturuyorum, yanımda yine yaşlı bir bayan var. Minik bir çocuğum zorlaması olmadan buraya gelen tek kişinin kendim olduğunu düşünüyorum o an. Etrafı izlerken hemen yanımdaki kadına takılıyor gözlerim. Belli ki torununa el ediyor. Küçük kız yanına geliyor, pembe yanaklarını şişirerek mızmız mızmız konuşuyor. "Of ne var yine anane!" Yaşlı kadın alışık torununun nazlarına, hiç alınmıyor. Kurabiyelerini çıkarıyor bankın yanına koyduğu poşetlerden birinden, mis gibi tarçın kokuyor. "Sen şunları ye ananecim, mm afiyet olsun. Bak gelirken pazardan domates aldım, o miniklerden, seversin sen. Onlardan da vereyim mi kuzuma?" Yanlışlıkla minik bir kahkaha kaçıyor dudaklarımdan. Sahi ya nasıl olur tarçınlı domatesin tadı?

Ben bu soruya kendimi kaptırmış düşünürken duymayı beklediğim sözler bölüyor düşüncelerimi. "Balooooon! Alın da sevindirin şu yavrucakları be!" Bir balon almak için kalkıyorum oturduğum banktan ama gözlerim önce baloncuya takılıyor. Saçları dökülmüş döküleceği kadar ama o kalan birkaç tel Rapunzel'in saçları kadar uzun. Çok sıra dışı geliyor bu uzun saçlı kel adam bana. Gidip bir kırmızı balon istiyorum. "Sonsuz teşekkürler amcacım!" dedikten sonra demin oturduğum banka dönüyorum.

Bu sefer yaşlı teyze bana takılıyor. "Hayrola kızım sen yalnız geldin buraya, e yaşın da geçmiş kocaman olmuşsun ne yapacaksın o balonu bakayım? Niye aldın?" Ah yok mu şu meraklı teyzeler? "Hiç sorma teyzeciğim, bu balon çok gizli birisi için." Teyze bozuluyor ama hiç uğraşamam valla. İşin yoksa bir de içindeki çocuğu anlat insanlara.

//Yazıda adı geçenler mimlenmiştir.
Tarçınlı Domates'e mim için çook teşekkürler  ♥
Dün mimlemişti, ben de fizik dersinde canım sıkılıyorken yazdım, şimdi de bilgisayara geçirdim. Ben yazarken mutlu oldum, arkadaşlarım okuduktan sonra sevindirdiler beni. Aslında biraz korktuğum bir mimdi ama iyi ki de mimlenmişim.

7 yorum:

  1. Loretta çok güzel yazmışsın. :)

    Okuduklarım arasında en beğendiğim senin öykün oldu. :)

    Ellerine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :)

      Normalde bu kadar güzel hikaye yazamıyorum, mim'inin şansına ilham geldi :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Ama bu mim'i yapmazsan bozuşuruz, çok merak ediyorum nasıl yazacağını :P

      Sil
  3. ay bak senin mimlemeye geldim. son yazım. 3 mim. okusana. ikisini yapmışsın. yapmadığın birini yap o zaman :) bi de ilk mimi oku bak, sen varsıın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapmadığımı en kısa zamanda yapıcam :)

      Mim'i de okudum, ama pek fırsat bulamıyorum bloga girmeye.

      Sil
    2. olsun yaa üzülme. ilerde başka mimler yaparız ki :)

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~