Yorgun, sıkkın, ama mutlu işte

Neden bu kadar bozuk tüm elektronik aletlerimiz? Sıradanlığım bozuldu, gayet. Olsa olsa ne olur zaten? Telefonumu yaptıracaktı babam, hala yaptırmadı. Sms'im bitti, ya da 6-7 tane kalmış olabilir ama onları da saklayayım değil mi? Alperen'in de internet paketi bitti. Ses kaydedemiyorum, yeni bir alışkanlığın böylesine birden bire bırakılması ne kadar zor. Ama mms hakkım var, arada bir fotoğraf atıyorum, o iyi geliyor. Artık insanlar bana mesaj atacak, ben sadece okuyacağım. Kulaklık olmadan telefonla konuşmak da güzel olmuyor ki ellerimin dolu olmasını hiç sevmem. Ah 4 gb internetim çok boşa gidiyor.

Ne kadar garip geliyor şimdi internetimin ve sms'imin olmaması.

Mesela her gece yarım kalan saçma hayaller vardı. Diyalog şeklinde. İlkinde güzel bir kıza kendimizi belli edebilmek için suya atladık, sonra akıntıya kapılıp boğulma tehlikesi geçirdik. Yok yok kız bizi kurtardı. Elimizden tuttu. Sonra omzunda uyuyakaldık, uyandığımızda kız da yoktu. Tabii kızın bizi kurtardığı yerden sonrası bana ait. Uyandığımızda kız olmadığı için intihar etme kısmı bana ait değil. Herhalde bir daha olsa uyanma sahnesini yağmurla başlatırdım. Hafif hafif yağan yağmur, sonra birden hızlanır ve her şey sırılsıklam olur. Belki de o güzel kız nisan yağmuruna dönüşmüştür. Ah o her haliyle ne kadar güzel olur. (Nisan bitti. Yağmurlar da bitti mi?) Galiba bir tek bu hayal güzeldi, bir gün bunun hikayesini yazabilirim.

Mesela kız muhabbeti yapmak da çok güzel şeymiş. Kız muhabbeti yapmayı seviyorum. Mesela bugün Eliş'e sevgilim muamelesi yaptım. Galiba bunu insanlara çok yapıyorum. Çok salak salak konuştuk sonra, yok o sefer sevgilim değildi, utangaç o. Çocuğumuz olsa mutlaka piyano ve gitar çalması lazım. Ee tabii yüzmeye de yollayalım boyu uzasın. Atçılık, okçuluk, hatta at üstünde okçuluk... Mesela kafe açarsam orada çalışsın çocuklarım, hem harçlıklarını da çıkarırlar. Tabii sırtımızı ağaca dayayıp konuşunca sürekli "ay biri duyacak" diye arkamıza bakıp durduk. Ata'yla da kız muhabbeti güzel oluyor. Aslında erkek muhabbeti de güzel oluyor, ama ben erkek muhabbeti yapmayı bilmiyorum. Daha çok "Ya haftasonuki maçı kim yendi?" sorusunu sorup bir sürü karşı takıma karşı hakaret içerikli cevaplar alıyorum ya da "Ya sizin sınıfta Lori diye bi kız var ya onu bana yapsana of çok tatlı" diye kendime yavşıyorum. Son zamanlarda kendime baya baya yavşıyorum anlayacağınız.

Bugün o çocuk eski sevgilim hakkında yine konuştu durdu. Ya gerçekten çok seviyor ya da gerçekten çok pis bir kazık yedi. Merak ediyor insan "bu şerefsiz buna ne yapmış acaba" diye. Sonuçta eski sevgilimin biraz iki yüzlü biraz kıymet bilmez biraz mal biraz öküz... (her neyse) olduğunu biliyorum ama bi insana her öğle arası kendini hatırlatacak ne yapmış olabilir onu bilmiyorum, belki vefasızlığından kaynaklıdır. (Bence çocuğu bir ara, gerçi yok arama, sen telefonda da konuşamıyormuşsun. Mesaj at demiş, onlara da cevap vermiyormuş.)

Ne güzel hayal gibi. Güzel bir akşamüstü, elimde Nil Karaibrahimgil kitabı, salıncağımda uzanmışım, püfür püfür rüzgar esiyor, arada telefonuma mesaj geliyor, salınca sallanıyor, sayfalar akıyor... Yok o da bugündü. Sonra hava soğudu, sms'ler bitti, kitap kenara kondu.

Demin de nedensizce Siirt'te gittiğim yüzme kursu geldi aklıma. Sonra Esra geldi, eniştesi orada yüzme hocasıydı. Esra çok tatlıydı, konuşurken sürekli el hareketleri yapardı, abartılı abartılı. Dilara da vardı, upuzun boylu. Ah ne oldu şimdi onlar?

Bu da böyle bitsin.

Candan Erçetin - Kedi istedim ama olmadı.



O zaman "mutluyum"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~