Ben mi melankoliğim

Nasıl mutsuz bir gece bu? Gece mi ya da? Gün. Sabahtan beri. Belki günlerdir. Tüm insanlar aynı kapıya çıkıyor bence. Mesela asla gerçekten arkadaşın olmayacağını bildiğin bazı arkadaşlar. Öyle değil işte, sevmiyorum geniş cümleleri.

Ağzım bozuluyor bazen, gerçi ağzımdan değil de parmaklarımdan çıkıyor genelde her şey. Çok küçükken hiç çıkmazmış, acaba nasıl yaşarmışım hiç bilmem.

Hiç iyi bir çocuk değilmişim ben, pek arkadaşsız, pek içine kapanık, pek oyuncaklarıyla sarmaş dolaş kitaplarla yaşamaya çalışan, ama aslında hiç yaşayamayan... Pek insan değilmişim galiba ben.

Bana o kadar çok şey gerek ki. Ölmek istiyorum diyebiliyorum. Of nerede bu çocuk, bari rahatlatsa beni. Ben bu haldeyken insanlar mutlu olunca nefret ediyorum.

Neden bu kadar geçmişe dönüyorum? Gündelik tutacak kin mi kalmadı, ucundan? Pişmanlıklarım da mı yitirdi anlamlarını? Gelir geçer mi yani her şey?

Güzel hayaller kurduğumuz zaman güzel ya her şey, mutsuzluklarımı hatırlamak niye? Kaybettiğim ve artık benim olmayan onca şey. Bulsam da istemem hiçbirini. İstemiyorum hiçbirini.

Ölmek istediğim zamanlar dedim ya. Ben bunları çok sık yaşıyorum. Ben bunları hep hiçbir şey olamayacağımı bildiğim zamanlarda fark ediyorum. Arkadaşlıklar da aynı yere varıyor aşklar da, okullar da, kurslar da... Hep arta kalan insan gibi hissediyorum kendimi. Köşesinde sinmiş. Bir şeyler bekleyen. (O bir şeyleri asla alamayacak.)

Çok uzun zaman oldu, zırıl zırıl ağlamıyorum ben. Ağlamam lazım belki de. Bazen gülüyorum ama sadece unuttuğum zamanlarda. Kim olduğumu hatırlayınca karmaşaya düşüyorum. Ne yapmam gerek, hiç bilmiyorum. O kadar çok korkuyorum ki yaşamaktan. O kadar çok korkuyorum ki nefes alırken yaşayamamaktan.



Ezginin Günlüğü - Kadıköy

Ve bazen gitmediğin yerlere de küsersin işte.

2 yorum:

Aklından geçenleri duymak istiyorum~