Mim 15

Uska'cıma beni mimlediği için çok teşekkür ediyorum ^.^
Mimlere bayılıyorum. Ne zaman yazacak bir şeyler bulamasam hemen yardımıma koşuyorlar.
Her ne kadar bugün kafamı çok doldurmuş olsam da ne zaman dolu değil ki zaten diyip bu güzel mimi yapmaya başlıyorum~



➸ Her şey hakkında bir şey mi, bir şey hakkında her şey mi?
Bir şey hakkında her şeyi tercih ederim. Yüzeysel olarak bildiklerimdense bir şeyin üstünde tamamen odaklanmak daha zevkli geliyor. Ya da bir sürü insanın sadece adını bilmektense bir insanı her şeyiyle beraber tanımak. Yüzlerce kitabın kapağını görmektense birini okuyup bağlanmak.

➸ Kendini hiçbir şeyde yeterli hissetmemek duygusunu iyiye yorabilir miyiz?
Bence yoramayız. Kendimi her konuda kötüymüşüm gibi hissettiğim zamanlar oluyor ve bu gerçekten sağlıklı bir düşünce gibi gelmiyor. Elbette ki herkesin iyi olduğu bir şey vardır. Olay onu bulup ortaya çıkarmakta, inanmakta, kabullenmekte.

➸ Kendini sınıf birincisi olan komşunun çocuğuyla mı yoksa notları kötü olan komşunun çocuğuyla mı kıyaslamak daha doğrudur?
Aslında kimse kendini başka insanlarla karşılaştırmamalı, yani doğruluk açısından inceliyorsak, en doğrusu kendini objektif olarak değerlendirmek. Ama bana kalırsa kendimi kötü olan birileriyle karşılaştırmayı tercih ederim. Tabii bana kalmadığı için genelde daha başarılı insanlarla kıyaslanıyorum.

➸ Aşk; satranç mıdır yoksa tavla mı?
4. sınıfta çok heves edip satranç kursuna gittiğimi saymazsak satranç oynamak canımı sıkıyor, en son tavla öğrenmek için tavlayı kanepenin altından çıkardığımda da pullarının kayıp olduğunu görüp üzülmüştüm. Bu soruyu cevapsız bırakmak istemediğim için tavla diyeceğim çünkü aşkta bir şeyleri çok düşününce işlerin yanlış gideceğini düşünüyorum. Aşk mantıklı şeyler yapıp gelecek hamleleri iyice düşüneceğin bir şeyden çok kadere filan bağlı olmalı. Tavlada da zar var yani dış güçler "vuhu". Ayrıca ne demiş Mirkelam? Tavla tavla beni tavla, salla pulları zarları.

➸ Meslekten keyif almak mı, keyif aldığın şeyi meslek edinmek mi?
Bence insan keyif aldığı şeyi meslek edinmeli, sonuçta zorla güzellik olmaz. Bir şeyden keyif almak istediğin için ne kadar keyif alabilirsin ki? Ama o şeyin gerçekten istediğin şey olduğunu biliyorsan, ne oluyorsa olsun onun üzerine gidersin ve hiçbir şeyin seni mutsuz etmesine izin vermezsin.

➸ Olimpiyat stadında ilgisiz yüz binler mi, küçük bir sahnede coşkulu otuz kişi mi?
Küçük bir sahnede otuz kişi. Hem ben yüz binler karşısında fazla heyecan yaparım ya. Beni seven bir avuç insanı verin yüz binler sizin olsun. (Bu arada benim sahnede ne işim var diye hiç sormuyorum. Ama iyi olduğum bir şey bulduysak çıkarım, aman rezil olmayayım da.)

➸ Doğru anı beklemek mi, doğru anı yaratmak mı?
Ah işte en zorlandığım şey. Doğru olabilecek anı hesaplayıp o anı daha da doğrulaştırsak? Yani aceleye getirmeden doğru anı seçip o anı bozacak bir davranışta bulunmamak daha iyi. Her olaya bodoslama dalmak kesinlikle iyi bir şey değil, ben hep böyle yapıyorum, denedim, onaylamadım.

➸ Kendini eleştirmek mi, kendini şımartmak mı?
Kendini şımartmak. Çok gereksiz eleştiriler yapıp gerekli eleştiriler yapmayı beceremediğim için.. En iyisi kötü yönlerimizi (kırılmayacağımız) insanlardan dinleyip iyi yönlerimizi kendimiz övelim ki götümüz kalkmasın, değil mi?

➸ Tevazu erdem midir, kendine haksızlık mı?
Erdemdir tabii ki. Gerçekten başarılı olan ama havalanmamış insanlara saygı duyuyorum ve onları kıskanıyorum. Gereksiz yere böbürlenmektense biraz alçak gönüllülükten kimseye zarar gelmez. Ah bi de alçak gönüllü olabilsem.

➸ Tatmin olmak; alkışlanmak mı, kendi içine sinmesi mi?
Kendi içine sinmesi. Sonuçta insanlar her şeyi takdir edebilir, bunu sen kırılma diye bile yapabilirler. Asıl mühim olan kendi eserine belli bir aradan sonra bakıp "Amma da iyiymiş, kimin ki bu? Oha benim mi!" gibi bir tepki verebilmekte.

➸ Sineye çekmek mi, yüzüne vurmak mı?
Sineye çekmek insanlar tarafından yanlış anlaşılabiliyor, sinir bozucu bir şey olabiliyor, karşıdaki önemsenmediğini düşünebiliyor, ya da daha kötüsü sineye çek çek bir süre sonra patlıyorsun ve minik minik tepkilerdense bir volkanın içindeki her şeyi dışarı fırlatması çok daha kötü sonuçlar doğuruyor. Yüzüne vurmaksa kaba bir davranış. Bence en iyisi sorunların karşındakini kırmayacak şekilde yüz yüze halledilmesi. Bunun zor olmadığını söyleyemem çünkü insanlarla yüz yüze konuşmak konusunda berbatım. İnsanlara bir şeyi söylemektense onlara mesaj yazmayı tercih ederim çünkü söylerken utanabilirim ya da ağlayabilirim. Neyse beni kenara koyalım, bir şeye katlanmak ya da patlamak zorunda değilsiniz, sadece doğru dille ifade etmeniz gerek.

➸ Kendini ispatlamak işle mi, sözle mi olmalı? Yoksa kendini bilmek yeterli midir?
İşle olmalı. Sonuçta insanlar konuşur konuşur konuşur ama olay "dediğimi yap, yaptığımı yapma" çizgisine gelince biraz sinir bozucu oluyor. İnsan olduğu gibi görünmeli.

➸ Hata yapma hakkı diye bir şey var mıdır, yoksa göz göre göre hata yapılması engellenmeli midir?
Hata yapma hakkı tabii ki de var. İnsanlar hata yapmadan hiçbir şey öğrenemez. Başkasından duyulan şeyler kendin onu yaşayınca hissedeceklerinden tamamen farklıdır. Tabii bu kimsenin gidip de hata yapacağı belli olan bir insanı uyarmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Sen uyarırsın, o seni dinler ya da dinlemez, ama ne olursa olsun onun arkasında durmalısın.

➸ Bir insanla sadece fiziki bir birliktelik her iki taraf da kabul ediyorken münasip midir?
Sonuçta bu şey o insanların arasındaysa başkalarının bu konu hakkında söz sahibi olabileceğini düşünmüyorum. O insanların hayatı, o insanların ilişki kurma şekilleri.

➸ Egoyu okşamalı mı, köreltmeli mi?
Orta seviyede bırakmak en iyisi. Hadi egoyu bir balona benzetelim. Sönmüş bir balonla yapabileceğin hiçbir şey yoktur. Bir balonu çok şişirirsen de ya patlar ya da elinden kaçıp sonsuz gökyüzüne doğru yol alır. Gerçi bu olayın sonunda da patlıyor. Yani sen egonu elinde tut ve sönmediğinden ya da patlamadığından emin ol.

➸ Kendin olmak nasıl bir şey? İnsan tamamiyle kendisi olabilir mi?
Her insan kendisi olamaz. Kendini yansıtmanın çeşitli yolları var. Bazen sen kendin oluyorsun zannedersin ama insanların gördüğü farklı biridir. Ama kendin olman gerekir. Nerede kendin olmaktan çıktığını bulup o yanını daha da belirginleştirmen, kendini ortaya koyman gerekir.

İsteyen herkes bu mimi yapabilir.
--

Uzun bir mim olduğuna göre sonunda güzel bir şarkıyı hak ettiniz.
İyi dinlemeler kedicikler.
(Ya da burada Ed Sheeran'ı şımartıyorum.)

11 yorum:

  1. Güzel mimmiş=) Güzel cevaplar =) Üzerine bi de güzel şarkı bende severim Ed..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :)
      Ah sevmemek mümkün mü

      Sil
  2. Güzel sorular ve güzel cevaplar. Son zamanlarda gördüğüm en güzel mim sanırım. :)

    Buradan da Ed Sheeran'a sevgilerimi gönderiyorum. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heeeyyyy mimlendim. :) tamam hemen yapıyorum. :)

      Sil
  3. Çoook beğendim cevapları :) Kız sen baya bi felsefik olmuşun ego sönmüş balon falan :Ppp süpersiiin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay kafa güzelliğinden onlar :D Sorulara şöyle mi cevap versem böyle mi diye diye amma yazdım

      Sil
  4. Wuhuuu ego cevabına gerçekten bayıldım. Hani şu an bir kitap okuyor olsam kesinlikle altını çizeceğim cümlelerden biri olurdu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :D Cümlelerinin altı çizilen bir insan olmak beni gururlandırdı :)

      Sil
  5. Çok güzel örnekler göz önünde bulundurarak çok doğru cevaplar vermişsin kutlarım hayatı yaşama sistemin çok güzel.Hele ki ilk sorudaki cevabın bir çok kitap kapağı yerine birini okuyup bağlanmak...ego hakkında düşüncelerin çok güzel...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Soruların güzelliği :)

      Sil

Aklından geçenleri duymak istiyorum~