Kısa Kısa 17

İki gündür neyin kafasını yaşıyorum ya.

Acı eşiğinin yüksek olması beklenilen bir insan değilim aslında, ama başkalarının canını çok acıtan şeyler (fiziksel olarak) benim canımı o kadar çok acıtmıyor. Ya da acıtıyor da ben tepki vermiyorum. Belki bu bir sorundur ve sinir uçlarım uyuşmuştur, ihtimaller dahilinde. Zaten 10 iğneden sadece 1'ini hastanede vurdukları halde kadın yanlış mı vurmuş de bir buçuk aydır hala kendime gelemedim, yavaş yavaş geçiyor o uyuşukluk hissi.

Bi de demin fark ettim ki epilatör sesinden nefret ediyorum. Kim icat etmişse hata yapmış bence.

Güneş kremini çıkışta sürerim diyorum sonra da çıkışta da sürmeyi unutuyorum yanıyorum hep. Yeter yanmalarım. Ama bugün yağmur yağdı, yarın da yağsın, hep yağsın nolur.

Yazacak çok şey hissediyorum, ama hissettiğim zamanlar kağıt bulamıyorum yakınlarımda. Sonra da unutuyorum böyle. Ya da başka bir şey yazarken başka şeyler hissetmek gibi.

Aşırı melankolik hissetmekte olan Lori-chan bazen ne yapacağından habersiz dolanır durur ortalarda. Bir yandan tweet atarken bir yandan da Cem Adrian dinler. Çünkü Cem Adrian ve Aylin Aslım çok güzel düet yapıyordur.

Hoşuna giden şeyler vardır, e gitmeyenler de. Ama bunlara kafa yormak zorunda değilim der kendi kendine. İnsanlar vardır onu tanıyan, bu onu mutlu eder işte. Hayat bir mandalinaysa ve hayatındaki insanlar mandalina demediği zaman mandalina diyorlarsa ona.

Bir de hayal etmesi güzel. Çay, kedi ve portakal dolu bir geleceği. Zey'le konuşuyorduk geçen, dedik ki çay sevmeyen biriyle ne yaşanılabilir ki? Kahve insanı var çay insanı var. Kimisi iki fincanlık kahve yapar hatta belki de hazır kahveyi karıştırır koyar önüne; kimisi çay demler, bir yandan yaptığın vasat atıştırmalıkları yerken bir yandan da beraber Friends seyredersiniz. Hatta belki seninle aynı filmi seyredecek birini bulursun da kaçıncı olduğunu o sayar sen saymazsın. Sonra bir de bu manzaraya kedi eklense. Beyaz tüyleri, mırıl mırıl mırıldansa, kendini sevdirse, kucağında uyusa..

Size bahsetmedim Zey'le okula gittiğimizde kedi bulup bakkaldan süt alarak besledik. Tabii pipetten içemediği için pet bardağı kesip sütü onun içine koyduk.

Samsun'dan aldığım elbisenin bana büyük gelmesi hoşuma gitmiyor. Aslında böyle de güzel ama omuzlarının duruşundan hiç hoşlanmıyorum, annem umursamıyor. Annem saçlarımı da boyamıyor bıktım beyaza yakın yeşil bir renkte dolaşmaktan. Hemen abim gelsin istiyorum, o boyar.

Birkaç zamandır hava sıcak diye evde hep elbise giyiyordum. Sonra annem üstünde minik kalpler olan elbisen yakışıyordu onu giysene dedi. Bana küçük geliyor zannediyordum ama tam oldu şaşırdım, hatta eskisinden de güzel oldu bana göre. Ama çok hanım hanımcık olunca çıkardım. Gidip elbise almam lazım galiba, ah cebimdeki paraya kıyamıyorum ama güzel elbiseler de vardı bir yerlerde. Belki üşenmezsem denerim.

Konuları geçiştirmek eğlenceli galiba. Yazının ortasında ve sonunda anlatım tarzı da değişti, ne oldu anlamadım. Karmaştım.

İyi geceler kedicikler.
Bol bol limon yiyin, bakın ben geçen yedim.
Yarın dershane var ama uyumak zor iş.


Cem Adrian & Aylin Aslım - Herkes Gider Mi?


Cem Adrian & Aylin Aslım - Af

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~