Yazmadığım zaman zor, yazınca da çok zor

Nasıl hissettiğimi anlatmaya çalıştığım uçsuz bucaksız bir liste yapabilirm ama hiçbir şeyin faydası olmayacak gibi. Aslında çok saçma şuan kırılmış hissetmem bile. Trigonometri çalışmam daha mantıklı olurdu.

Kişilerden bahsederken net konuşamamak kötüdür mesela. Mesela "altı kişilik bir grubun içinde lays sever dört beş kişi var" yazmaz hiçbir soruda, ney konuşurlar, dört mü beş mi biliriz. Ama sevdiğimiz ya da bizi seven insanlar hakkında öyle konuşamıyoruz. Sınıfta yakın arkadaşım diyebildiğim beş kişi var, yoksa dört mü? Belki de Aytül benden uzaklaşıp başkalarıyla yakın olmaya başlamıştır. Bu beni kırıyor çünkü. İnsanların hayatında yer kaplama şeklim biraz absürt aslında. Anılarında kaplayamadığım yeri belki de umurlarında bile olmayan eşyalarla hayatlarında kaplamak istiyorum. Dandik bir oyuncağa ya da öylesine karalanmış bir kağıda baktıkları zaman beni hatırlayıp gülsünler istiyorum.

Ne alaka ya, niye ağlayayım?

Ben bir garibim ya..

Aslında trigonometrik değerleri yazıp ezberlemek için duvarıma asmıştım sonra birden tüm lise fotoğraflarımı duvarıma asıp kolaj yapmak gibi bir hevese kapıldım, eh aslında hepsini de yapamadım ama biraz oldu gibi. Sonra açtım bilgisayardan resimlere baktım, biraz acıklandım. Mesela uzun saç ne kadar yakışıyormuş bana, kimse dememiş, ya da dedi de ben hiç umursamadım kısa saça bakmak daha kolay diye.. O kadar kilo alsam da kilo çirkin durmamış bende.. Sussam da eğlenceli biriymişim aslında, ben bilememişim kıymetimi, sonra unutmuşum kendimi..

Napıyorum ben ya?

2 yıl önce abim için beğendiğim ama abimin "ben kendim almadığım bir şeyi giymem" politikası yüzünden bana kalan kapşonlu zart zurtu giyiyorum, baya kalın ama ben yine de üşüyorum. Maviden aldığım pantolon çok güzel çıkarmak istemiyorum.

Sadece deniz kıyısına taşınsam ya da yok olsam olmaz mı? Ne yapıyorum ben burada?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aklından geçenleri duymak istiyorum~