Depresyon vol 1264

3 sivilceyle manyak depresyona girdim, kafamı hissetmiyorum, dersin bitmesine 7  dakika var.

Mutsuzluk %110 diyesim geldi ama kandırık yapmayalım o kadar. Ama mutluluk da %110 değil. Aslında %110 diyecek bir şey arıyorum sadece çünkü demesi çok eğlenceli.

Stres ya hep stres.. nasıl bir stres yaptıysam stresimin sonuçları beni daha çok streslendiriyor.

Şimdi çok üzüldüm hep sivilcesi olan insanlara. Nefret ediyorum sivilcelerden.

Son zamanlarda kendimi çok çirkin buluyorum. Evet bunu ben diyorum ya inanılmaz.. sürekli üstümdekilerin rüküş durduğunu, güzel gülemediğimi, sesimin hoş çıkmadığını düşünüyorum. Hatta bacaklarım kısa, dişim kırık, burnum büyük... ben ne ara böyle oldum ya? İnsanlar güzel dese beni avutmak için diyor gibime geliyor. Beğenmediğim insanlar bile benden daha güzel gibi hissediyorum.. Neyin depresyonu yavrum bu?

Zil çalar ş.. çaldı bile. Salıya 250 sayfa ödevim var 100ü duruyor..

Ben kaçar kedicikler, siz depresyona girmeyin

Parlak

Sevdiği kadar sevilmemekten şikayetçi herkesin hayatında sevildiği kadar sevmediği biri var.

Bu hayatın gerçeği ama çok saçma. Ama insan düşünmeden duramıyor sevdiği kadar sevilip sevilmediğini.

Mesela Sena'yla son bir yılda aramız çok açıldı, e normalde hiç mesajlaşmıyorduk whatsapp filan da kullanmıyor zaten. Aklıma yazın Emine'yi görmeye Eskişehir'e gitmesi geldi, acaba benim için de gelir miydi diye düşündüm. Gelmezdi. Yoksa gelir miydi? Bilmem, kimse benim için gelmedi. En son 5 yıl önce Esra gelecekti, o bile gelmedi. Ben de gitmedim. Giden kimse geri gelmezken kim gidenin peşinden gelsin ki?

Bazen de açıyorum 9. sınıf fotoğraflarıma bakıyorum. Peruğumu takıp tek güzel elbisemi giymiş, salak salak pozlar vermişim. Diyorum ki nerede o kendi kendine eğlenebilen kız.

Hep buraya geliyorum için doldukça. Sonra yazabilemeden kaçıyorum.

Bugün her yer çok parlak gözlerim yanıyor.


20.02

Nasıl anlatır ki insan? Hayatın boyunca tanıdığın birinin artık olmamasını..

Tanpınar'ın Huzur romanını okurken "Birdenbire babasını olduğu gibi karşısında gördü ve bu hayal ona bir daha onu görmeyeceğini, sonuna kadar onun varlığından uzak kalacağını, bir insanı bir daha görmemenin, sesini bir daha işitmemenin, bir daha hayatına girmemenin keskin ve yenilmez acısıyle ona hatırlattı." cümlesi beni etkilemişti. Hani insan düşünmeden edemiyor ya bazen, bir insanın her an varken bir anda yok olması.. her şeyden acı sesini bile duymamak. Bugüne has değil, hep acı görürüm.

Bugün annem ağlıyordu, annem her şeye ağlayan bir kadın değildir, hatta annemi ağlarken gördüğüm zamanları saymaya çalışsam babamınkilerden daha az çıkar. O yüzden endişelendim. Başta annem bana ne olduğunu söylemek istemedi, sen de ağlarsın dedi. Ama bir şeyi gizlemek onun varoluşunu değiştirmez ya..

Reyhan teyze ve kocası araba kazası geçirmişler, ikisi de vefat etmiş. Reyhan teyze, annemin arkadaşı, kendimi bildim bileli tanıyorum ya. Hani onlarca şehirden geçsen de istediğin zaman yanında bulabileceğin insanlar var ya, o yani.. Daha birkaç ay önce bizdeydi. Ne kadar da neşeliydi. Yazın gel Ankara'ya Ayça'yla gezersiniz demişti. Ayça daha benden bile küçük. Ya o ne yapacak o yaşta annesi babası olmadan?

Ölümün hiçbir zaman ölenler için kötü bir şey olduğuna inanmadım, eğer çok acı verici ve uzun bir yol değilse. Ama ölüm her zaman arkada kalanlar için acıdır.

Ölüm benim gibi hiçbir şey bilmeden atıp tutanlar için değil, annesiz kalan çocuklar için acıdır.

Ben sadece dua edebilirim.

Şiir - 10

Korkuyor tekrar bakmaktan gözlerine
Gözlerinde saklı bataklıklar
Gözlerin, bataklıklar

"Okumam" diyor, geçmiş sadece canımızı acıtır
Geçmeyen tek şey yara izleri
Kalbini her gün kırmızı fondötenlere buluyor
"Ben sevmem aysız geceleri"
Aysız bir gece gözlerin, bataklıkların altında


Zaman çok mu hızlı geçiyor bu vakitlerde?

Boşladık gibi iyice burayı da. Yazası mı gelmiyor insanın ne.. Yok yazasım gelmediğinden değil de, yazacak bir şey olmadığından belki de.

İnsanlar var her yerde, öyle sımsıkı sarılmak istediğim bazen.

Tatlı şeyler söyleyen arkadaşlar. Duygusal duygusal yazan ablalar. Gözlerine aşık olduğum vikingler. Ne alaka demeyin, kalbimi çaldı o vikingler.

Bugün çok karışık şeylerden bahsedeğim gibi hissediyorum size.

Mesela blogumu ilk açtığımdan beri takip ettiğim Drama'dan. Ne güzel yazıyor o öyle, ne güzel hissediyor. Kim bilir kaç blog değiştirdi şu bir yılda ama her seferinde beni takip ettiği ve onu yeniden bulduğum için mutlu oluyorum. Acıları, hüzünleri bir gün dinsin mutluluklarını dinleyelim istiyorum.

One Piece izleyemem zannediyordum ama 50 bölüm izlemeyi başardım ya (yey, aferin bana)

Game of Thrones hala bitmedi ama Vikings'e başladım. Behlül kılıklı adını daha öğrenemediğim Ragnar'ın abisine kılım onun dışında karakterler harika. Lagertha nasıl bir şeydir aşık olunmayacak gibi mi yaa.

Kendi kokumu sevdiğimi fark ettim. Ya da dove sabun gibi koktuğum için seviyor da olabilirim. Birkaç gün önce johnson's baby kullanmayı bıraktım. Zaten şişe bitti. Dalinin saçlarımı tiftik tiftik yaptığını fark ettim kullanmayasım geldi.

Bayramdan beri ders çalışmamı toparlayamadım. Bir türlü doğru düzgün ders çalışamıyorum. Okulda 2 gün boyunca ful etüttü sadece trigonometrinin 3/4'ü filan bitti ya. O da sadece dergilerden daha 2 kitap duruyor..

Bilge Adamın Korkusu HALA bitmedi ya.. Alıyorum bir günde 100-150 sayfa okuyorum sonra bir ay rafta kalıyor. Deliriyorum.

Aha ben daha türevin son konularını da çözmedim. Bi de benim türevim iyi ama limitte hala anlamadığım şeyler var. Aslında benim trigonometri feci kötü olduğu için otomatik olarak lys konularının %30'u gidiyor olabilir. Ne diyorduk? Trigonometri önemli.

İnsanlarla anlayışlarım farklı geliyor ya bazen. Kimin aynı ki zaten.

Arkadaşlarımı başkalarından çok kıskanıyorum. Sonra kıskanmaya hakkım yokmuş gibi hissediyorum. Sonra benim kıskanmaya hakkım varsa onların niye var diyorum. Sonra başa dönüyorum.

Geçen Elif'in kazağını giydim. Benim hiç öyle kazağım yok. Aslında benim kazağım da olmayabilir emin olamadım şimdi. Neyse işte yakıştı bana. Ama kendimi Elif gibi hissettim onu giyince, o kazak onunla fazla özdeşleşmişti.

Emeklilik planları kurmak çok eğlenceli. Güzel bir dizistü bilgisayar, kedi-köpek, akdeniz sahillerinde bir ev... Ne zaman emekli oluyoruz ya?

İnsandan insana değişiyor, galiba ben "tek"liği değil de "en"liği daha fazla önemsiyorum.

Her insan farklı bir kategori gibi. Hatta her insan farklı bir felsefe.

Benim niye eyelinerım yok?

Dün elimi iğne kesti. Evet hep kağıt keserdi bu sefer iğne kesti. Hem de baya bi kesti sabah uyandığımda sızlıyordu filan. Sonra krem sürdüm geçti acıması falan filan.

Hala anlamıyorum bir insan okur iş meslek sahibi olur da neden denizi olmayan bir şehirde yaşar? Hadi tamam normal bir insan yapar da bunu neden karadenizli biri yapar? Bir insan neden her hafta olmadı her ay balık yemek?

Salatalık yemeyi seviyorum. Küçükken çay kaşığıyla içini oynardık öyle yerdik filan, ilginç aktiviteler bunlar.

Pokemon'un ilk filminin torrentını bulabilsem bi de,benden şanslısı olmayacak.

İyi geceler~