'Cause i believe you fly

Aynı şarkıyı defalarca dinlemek işkence midir?
Bilmem.
Rahatsız olduğum şeyler var dünyada.
Ve yanıbaşımda.
Başımı ağrıtan şeyler var.


Delirir insan, diğer insanlar da bunu alkışlar

Anne sen çay demlemedin mi ya? Nerede kaldı benim çayım.

Neyse babam getirdi çayı ama öteki yazıyı yazana kadar çayım bitti. YANİ HALA ÇAYIM YOK ÇAY İSTİYORUM BEN.

Ben kimsenin tutup da bana "sen nasıl bir insansın omg" muhabbeti yapacağını düşünmüyorum. Yapan olursa da ikilesin napam ben. Daha az hayalperest bir insan olmadım ben, sadece gerçekleri görebiliyorum. Toplumun nabzını yoklayabiliyorum. Ve benim sevdiğim insanlar çok tatlişko ötekilerden bana ne.

Kime oy verdiğini söylememek garip bir şey değil. Herkesin yapması gereken bir şey bence. Yoksa twittera giremiyoruz. Laf etmem ben öyle bir insan değilim. YAŞASIN TELEFONUN ŞARJI DOLDU. Ama önce bir şeyler yazayım.

Ne diyordum ben.. Ay biraz korkuyorum. Dürüst olayım iyi bir üniversite kazanmama %50 ihtimaliyle baktığım ve kariyer hedefim olmadığı için sınavı minimum seviyemde önemsiyorum. Daha az önemserdim de aslında toplum baskısı var anacım, ben ne yapayım. Ben arkadaşlarımı seneye görememekten korkuyorum. Alpi nereyi yazarım bilmiyorum diyor, Elif İstanbul gelir mi bilmiyor, Gökçen iyice İstanbul'dan vazgeçmiş duruyor. E ben de İstanbul manyağı olduğumu söyleyemem ama herhalde İstanbulda iyi bir yer gelse başka bir yeri istemem. Ama arkdaşlarım başka şehirlerde olursa ve onları göremezsem gerçekten ne yaparım bilmiyorum. Gerçekten bu insanlar olmasa bu kadar mutlu olabilir miyim bilmiyorum. Küçükken sürekli taşınıp da sürekli arkadaş kaybettiğim için zaten bir avuç olan arkadaşlarımı sıkıca tutup bırakmamak istiyorum. Bu çok korkunç bir şey.

Ve ben kesinlikle küçük bir sahil kasabasında bahçeli bir evde oturmak istiyorum. Annem için hanımeli, benim için portakal ve kiraz ağaçları olsun istiyorum. Portakal ve kiraz aynı iklimde yetişir mi bilmiyorum. (Ay ben böyle mi gircem coğrafyaya be.)

Gidelim de biraz çay içelim. Ve şu sıkıntılı hisler bitsin pls.

Mim - 18

Şuanda iki yazıyı aynı anda yazmanın heyecanını (?) yaşıyorum. Eh aslında şuan her yer o kadar karışık ki etraftaki karışıklıktan etkilenen beynim kaldıramıyor bazı şeyleri. Yaşasın karnıyarık, ama karnıyarık büyük pilav azdı, hepsini yemedim yarısını yedim.

Deeptone beni mimlemiş. Ama gerçekten bir şaşırmadım değil zira bu yıl burayı baya boşladığım çok bariz bir gerçek. (Ne zaman boşlamadım dimi? Durun trip atmayın, canım acır.)

Anladığım kadarıyla bu mimde çocukluğumuzun nasıl geçtiğini anlatacağız. O zaman çok güzelce anlatmaya başlayayım.

Ben doğduğumda bir abim varmış, gözleri maviymiş, hem de çok güzel bir mavi, hem de sarı saçlı, fıstık gibi bir bebek yani. Bir de öyle usluymuş ki böyle ısıra ısıra sevesin öyle şeker bir bebek. Ben de mavi gözlü sarı saçlı bir bebekmişim, zaten ben doğduktan sonra abimin gözleri yeşile dönmüş, hala beni gözlerinin rengini çalmakla itham eder. E şimdi abimle benziyor gibiyiz (aslında görünüş olarak çok benziyoruz ama onun burnu ve kulakları daha güzel ama tabii ki de benim gözlerim onunkinden güzel) fakat ben çok iğrenç bir bebekmişim. Yemek yemez, yediğimi de kusarmışım. Bir de akşam 8'e kadar beni uyuttular uyuttular yoksa gece 12'ye kadar zırıl zırıl ağlarmışım. (Korkmayın, şuan bekletilmeye karşı daha tahammüllü bir bireyim.) Rivayetlere göre ben doğduktan sonra adeta yer yüzüne inmiş bir melek olan abicim de yoldan çıkmış. Milleti yoldan çıkaran çılgın bir bebekmişim yani.

Ne kadan gavayi (kawaii) bir kız omg
Annem çalışıyor. Bizim yanımızda nenem (ananem) kalırdı. Bir de bakıcımız vardı. Benim ilk bakıcımın adı Havva'ymış. Tipini hiç hatırlamıyorum, resmi de yok. Ama ilk Havva demişim. Sen git ilk onun adını söyle sonra hatırlama, nasıl bir ayran gönüllü yavşaksam artık, neyse. Sonra biz buradan taşındık. (Bura diyorum çünkü bir 10 yıl sonra filan tekrar buraya taşındık.) İslahiye'ye taşınmışız işte. Kuzenim de orada bir yüksekokul mu varmış üniversite mi artık neyse 1-2 yıl bizim yanımızda kalmıştı. O yüzden ben Hilal ablayı çok severim, ne bileyim bebeklik hali, yanında olanı seviyorsun. Bize düdük makarna derdi. Düdük makarna demeyi de severim. Orada komşularımız filan vardı, babamın arkadaşları vardı, çiğköfte yerdik, ve ben harika bir çocuktum. Hala gıcıktım ama kim sevmez egosu tavan sarışın çocukları? Ben sevmem. Ama kendimi severim. Orada anasınıfına filan gittim işte. Ahsen vardı, onu çok seviyordum. (Yıllar sonra babam zorla telefonda konuşturttu, kız beni hatırlamıyor, ne hatırlasın ki, ben kimim zaten) Bi de fotoğraflar
daki bir kız var ama ben de o kızı hatırlamıyorum, inşallah o kız da beni hatırlamıyordur çünkü sonra çok ayıp oluyor.

Ne kadan tatlişko bir abi-kardeş ilişkisi
Neyse işte Gerede'ye taşındık. Ben orada da 1 yıl anasınıfına gittim. Ardından 1. sınıfa başladım. Çok tatlişko arkadaşlarım vardı. Mesela bir Ayşe vardı, onlar başka yere taşınacaklardı, çok iyi arkadaştık, bir gece bizde kalsın dedik, sonra kız gece annesini babasını özledi gitti, ne kadar ilginç. Ama Ömer abi bizde kaldığı zaman annesini babasını özlemiyordu, abimle ben orada kaldığımızda da özlemiyorduk. Zaten minnacık ilçe be ne özleyeceksin. Neyse ezmeyeyim kızı, Allah korusun benim çocuğum da ana kuzusu filan olur. Neyse benim arkadaşlarım abimin arkadaşları abimin sınıfında olup benim arkadaşım olanlar vs vs hepsini anlatmayayım ben.

Derken derken Bolu'ya taşındık. 9 yaşındayım. Yeter be oha taşınıp duruyoruz oldum çocuk kafamla. Orada da arkadaş buldum ettim Harry Potter fanı bile yaptım arkadaşımı falan filan. Ağlaya ağlaya geldiğim şehre bir aşık oldum bir aşık oldum. Çünkü şehir lan. Şehir mi görmüşüm ben. Sinemaya gitmek için yarım saat yol gelmiyorsun, bir otobüse atlıyorsun sadece, muazzam bir şey. Hem de kütüphane kartım bile var, cennete mi düşmüşüm ben. Fakat orada da sadece 1 yıl kaldık. Canım sağolsun be.

Sonra Siirt'e taşındık. 2 yıl da orada.

Dur lan ben resmen hayat hikayemi yazdım buraya asdhjf

Neyse gerisi çocukluk değil zaten.

Ben çok tatlı bir çocukmuşum. Atılgan, keyifli, zeki, güzel... Sonra biraz pasifleştim içime kapandım filan ama bence hala tatlişkoyum ve ortaokula göre daha aktif bir insanım çünkü sorun bende değil bu kötü kalpli okulda.

Biraz da çocukluk resmimi koydum seversiniz beni ♥

Şimdi elveda kedicikler.

Çenem düşmüş, ben bir yazı daha yazarım.

Öptümcüm.

Bir hadise var

Gitsem, özler misiniz beni?

Bir an uzun uzun yazasım geldi, şu ilk cümleden sonra. Mabel Matiz - Tuzla Buz çalıyor.

Sen mi ben mi yoksa bu biten neyin uykusu?

Karpuzun tadı kötüydü, açıkta kalmış galiba. Yeni karpuz keselim.

Arkadaşlarımız hep sağlıklı olsun, korkmayalım.

Geçmişi hep arkamızda bırakalım.

Ben sizi özledim.